YAŞAM

Suriye’de savaş sürerken ülkemizdeki “öteki”yi anlamak için şimdi dinleme zamanı

İstanbul Bilgi Üniversitesi Halka İlişkiler Bölümü son sınıf öğrencileri tarafından, "Kentlerdeki Suriyeli sığınmacılar ve toplumsal etkileşim" konularının ele alınacağı "Şimdi dinleme zamanı" adıyla 16 Aralık Çarşamba günü bir seminer düzenleniyor. Read More

“Acaba Suriye’de neden böyle oldu? Kim yaptı bunu? Bu olanların bizimle, halkla ne alakası var? Boş bir alanda savaşsınlar… Şehrin içinde savaşmasınlar. İnsanların arasında, evlerin arasında savaşmasınlar…”

Abdulvahab 14 yaşında. Halep’ten dört yıl önce gelmiş Türkiye’ye.

Onunla Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya bölümü öğrencileri için verdiğim proje dersi vesilesiyle tanıştım. Öğrencilerimle amacımız Türkiye’deki Suriyeli mülteci çocukların eğitim sorunlarını gündeme getirecek mini belgeseller çekmekti. O belgesellerden biri Bilgi Üniversitesi Santral Kampüs’te Çarşamba günü “Şimdi Dinleme Zamanı”* adıyla düzenlenen seminerde gösterilecek. Ben de sizi bu seminere davet etmek için yazıyorum bu yazıyı.

Ve bu yazıyı yazmak için Abdulvahab ve konuştuğumuz diğer Suriyeli çocukların anlattıklarına bakarken, aynı sözleri Silopi’de, Cizre’de, Sur’da, Silvan’da, Nusaybin’de, Derik’te, Dargeçit’te, Bismil, Hani, Lice ya da Yüksekova yaşayan çocuklardan da duyabileceğimizi biliyorum.

Abdülvahab şimdi İstanbul’da yaşıyor. Başlarını sokacak iyi kötü bir evleri var. Ama onun aklı Halep’te geride kalanlarda:
“Bazı insanlar yıkılmış olan evlerinde kalıyorlar, yıkık evlerinde uyuyorlar,” diyor “ Onlar Allah’a güveniyorlar. Ya onların üzerine bir bomba gelse ne olacak?”

Muhammed de 2 yıl önce gelmiş Türkiye’ye. O, 12 yaşında. “Buraya gelirken yanımıza hiçbir şey almadık. Hiçbir şey. Öylece göç ettik Halep’ten. Savaş başladı biz de buraya göç ettik,” diye anlatıyor.

Diyarbakır, Mardin, Şırnak ve Cizre’den yanlarına hiçbirşey almadan öylece göç eden insanların görüntülerini izliyoruz günlerdir.

“İdlip’teyken mesela, İdlip çok küçük şehir, herkes benim eczacının kızı olduğumu biliyordu. Mesela orada kaybolmazdım” diye anlatıyor ya Cana, Mardin Derik’ten İstanbul’a gelip de kaybolmuş, sosyal medya aracılığıyla da arandığı için resmini gördüğüm aynı yaşlardaki çocuk geliyor aklıma.

“Savaş benim eğitimimi çok etkiledi. Dayım ve kuzenim yaralandı. Abim ve ablam yaralandı. O yüzden ben savaşı sevmiyorum. O yüzden biz buraya geldik,” diyor Fatma Zehra. Haberlerde dinliyorum Silopi ve Cizre’de belirsiz bir tarihe kadar ara verilmiş eğitime, 3 bin öğretmen ayrılmış bölgeden.

12299228_1657727237850139_6249181194790708592_n

Suriyeli mülteci çocuklara mikrofon tutarken, amacımız, yaşadıklarına ve sorunlarına ışık tutarak eğitim hakkına erişimlerini kolaylaştırmak, kayıp nesil olmasınlar diye çalışıp didinenlere yardımcı olmaktı. Sömestr başında projeye başlarken hikayelerinin, tam da paylaşmaya hazırlandığımız sırada bu ülkenin vatandaşı binlerce çocuğunkiyle bu kadar örtüşebileceğini öngörmemiştik.

Mülteci ya da değil, ayrım gözetmeden, çatışma ve savaşla hayatları altüst olmuş bu ülkedeki bütün çocuklar için bir şeyler yapmamız gerek. Bu seminer hepsi değil ama bir kısmı için ve çok küçük de olsa bir başlangıç olsun dilerim.

 

blog comments powered by Disqus