Yılın son yazısı benim için. Kardeşim “‘mutlu’ bir yazı yaz” dedi. Zor tabii bu ülkede, -Türkiye demek istiyorum- ‘mutlu’ bir yazı yazmak. Dünyada da diyebilirim ama biraz daha kaçabiliyor mekan dünya olunca insan. Gazetelerin pazar günü eklerinde olduğu gibi suya sabuna dokunmadan bir yazı yazmalı belki. Bu da enteresan aslında. Herkes tarafından pazartesi cehennem olduğundan, pazar günü en azından kimsenin keyfine dokunmayalım diye bir şey bu. Enterasan dediğim kısmı, herkes pazartesiyi cehennem kabul ederken, neden pazartesinin olduğu. Benim devrim tarifimde her gün ‘pazar’ olacak diyorum. Bir de herkesin istediği zaman sevişebileceği mekanlar. Kim böyle devrimi sevmez! Zira öyle sosyalist cumartesilerin, pazarların olduğu şey devrim olabilir mi?

Pazar günü keyifli yazı geleneğini, işkence sırasında bizi dinlendirmelerine benzetiyorum. İyiliklerinden değil bu. Eğer dinlendirmezlerse acı acıtmıyor, o kadar. Pentagon öğretisi. Hep acı, hep acı, sıradanlaşıyor işkence. Tatminsiz bir suratla, sürekli azarlayan, sarayımın kenarı gibi. Cehennem bile sürekli ızdırap olamaz bence. Türk filmi sanki. Arada bir, ‘cennet aile ziyareti’ filan vardır ya da iki katlı turist otobüsü gibi bir otobüsle teğet geçiyorsunuzdur cennette bir uçtan diğer uca…

‘Act of Killing’ filmini izlediniz mi? Müthiş bir belgesel. Askeri cunta sırasında Endenozya’da 2 milyon kişiyi öldüren sivil(!) bir hareketi, kahramanları anlatıyor film. Hala katiller için kutlama törenlerinin yapıldığı bir ülke. Digitürk festival kanalı 3-4 kez gösterdi bu filmi biz Türkiye’deyken. Bu kanal Doğan medyası mı ve bir şey mi kast ediyorlar anlamadım ama tam günümüzün filmi. En etkilendiğim bölüm katil kahramanlar için çektikleri bir sahne. Muhteşem bir şelalenin önünde, cenneti andıran bir vadide, tellerle boğulmuş temsili ölüler, boğulmanın hemen ardından, boyunlarındaki telleri çıkartıp, kendisini boğanlara uzanıyor ve “Bu şekilde bizi günahlarımızdan kurtarıp cennete gönderdiğiniz çok teşekkürler efendim” diyorlar. Son zamanların yaygın, moda deyimi ile ‘Şaka gibi’… Sahiden katiller, muhtemel katillerimiz, gerçekten böyle düşünüyorlarsa onlara diyeceğim, “Yok almayım” olacak…

Bir türlü mutlu olamadı yazı…

2015’de Avrupa’da her şeye rağmen ‘sol’ büyüdü. Üçüncü dünyadan, kenarından tutup çevirmeye çalıştığımız dünya, bu sefer belki ortasından çatlayacaktır, ne dersiniz? Batının hegomonik düşüncesinin etkisi altında, özgürlükler ya sıçrarsa peşi sıra sömürge, yarı sömürge, kolonyal ve Neoliberal serbest pazar beyinlerimize ve değişirse peşpeşe. Saraylar, Sarayburnu’ndan denize dökülse. Katiller birlik olsa cehenneme gitse. Obama gerçekten siyah olsa mesela. Hayat bayram olsa. Sub Kumandan Marcos’un dileği tutsa, “İktidarı değil dans edilecek bir dünya istiyoruz” dünyası olsa ve pazartesiler tatil ve salı ve çarşamba… Mutlu yıllar…