Şimdi sıra esas soruda. Kasım’ın ilk günü sandıktan ne çıkacak? Şimdi herkes oturdu bu sorunun yanıtını arıyor. Bu yanıtı bulmamızda kolaylık sağlayacak noktalardan devam edelim. Önceki yazımızda üç basit kriter üzerinden hangi konunun daha önde olacağını anlamaya çalışmıştık. Sosyal medya konuşma hacimlerine bakılırsa terör meselesinden daha fazla öne çıkan bir konu olmadığını ve bu meselenin de PKK bağlamı üzerinden çalıştığına işaret etmiştik.

Kendilerine “stratejist” dediğimiz abiler, ekonomi ve Kürt sorunu üzerinden seçimlerin okunabileceğini söylüyor bu sefer. Bu iki konunun denkliği diye bir durum yok. İddia edildiği gibi CHP’nin koalisyon görüşmelerinde gösterdiği pozitif tavır da çok fazla önemli olmayacak. 1 Kasım’da ne olacağını kestirebilmemiz için, 1 Kasım’ın karşımıza nereden çıktığını anlamamız gerekir. Olaylar şöyle gelişti:

1- 7 Haziran’a giderken çözüm masası devrildi, HDP “seni başkan yaptırmayacağız” çıkışını yaptı, Yalçın Akdoğan “barajı aşamazlarsa süper olur” dedi, liberal aydınlar HDP’nin bıçak sırtında olduğunu, CHP’lilerin bile HDP’ye oy vermesi gerektiğini söyledi, dedikleri gibi olmadı, batıdaki HDP propagandası çok fazla işe yaramazken, HDP, Kürtler’in en önemli temsilcisi olma bayrağını kendi bahçesine aldı.

2- AKP, koalisyon de faktosunu görmezden geldi, koalisyon masasında kimseyle el sıkışmayarak 1 Kasım’daki seçimlerin zeminini oluşturdu.

3- PKK birdenbire sahneye çıktı, ülke kan gölüne döndü. Yetmedi, Kürt Hareketi’nin önemli merkezlerinden Cizre’de 90’lara rahmet okutacak günler yaşandı.

4- Dolar sürekli yükseliyor, ekonominin dengeleri gün geçtikçe daha bozuk hale geliyor.

Evet, normal, demokratik bir ülkede bu yaşananların tamamı seçim sonuçlarını etkiler. Ancak sorunların tamamı medya tarafından kamuoyuna sunulursa. İşsizlik tavan yapmış, başta Dolar olmak üzere döviz alıp uçmuşken, uzunca bir süredir silahlı eylem yapmayan PKK, kimi eylemlerde alışılmışın da dışında aksiyonlarla gündeme oturuverdi. Hükumet de PKK’ya karşı son derece sert müdahalelerde bulundu ve Kürt sorununu, terörle mücadele zeminine tekrar indirgeyerek ülkenin gündemini bu merkeze tamamen taşımış oldu.

Şimdi bu durumları aklımızdan çıkarmayarak, 1 Kasım’da skorun nasıl değişebileceği üzerine kafa yoralım.

“AKP’nin HDP’den oy getirmesi mümkün olmadığı için 1 Kasım’ın iki önemli aktörü AKP ve MHP olacak”

7 Haziran seçimleri gelirken Kobani’de yaşananların Kürtler’in arasındaki kimlik birliğini güçlendirdiğini ve siyasal tercihin AKP’den HDP’ye kayacağını söylemiştik. Şimdi bir de bunun üzerine Cizre eklenmiş durumda. “Millilik” vurgusunun iyice ayyuka çıktığı bir ortamda, seçmenin seçip gönderdiği HDP’yi sürekli terör örgütü olarak yaftalayan AKP’nin Kobani’den dolayı yaşadığı düşüş gözönüne alındığında, HDP’nin AKP’den bir miktar oy daha götüreceği ortaya çıkıyor. Bu geçişin yaşanma ihtimali olan üç il bulunuyor. AKP’nin ise küçük oy farklarıyla bu bölgeden yeni sandalye çağırması pek mümkün görünmüyor.

CHP uzunca bir süredir diyalog üzerine kurulu, TBMM’de çözüm önerisiyle ne millilik vurgusuna ihtiyaç duyuyor ne de PKK’ya laf söylerken 100 defa tartması gerekiyor. Fakat saha başka türlü şekilleniyor. Büyük mitingler, büyük devlet vurgusu, yeniden kana bulanmış bir gündem içindeyiz. Sükunetin değil, “şahinliğin” iş gördüğü bir dönemde, AKP’nin HDP’den oy getirmesi mümkün olmadığı için 1 Kasım’ın iki önemli aktörü AKP ve MHP olacak.

Şimdilerde çok tartışılan bir konu var; son vekiller kayar mı, kayarsa kim kazançlı çıkar meselesi. Kısmen doğru bir tespit. Ancak doğru olmayan kısmı o kadar net ki, işin son vekillere kalmayacağı gayet ortada. Çünkü milliyetçilik ekseninde terör karşıtı seçim kampanyası yürütüyorsanız, o dükkan tutulalı çok oldu. Dükkanın sahibiyse MHP. AKP için aday etkisi ve güçlü devlet vurgusuyla 5-10.000 fazla oy kazanıp 276 yakalamak gibi bir amaç varsa eğer bu hesabın haddinden fazla matematik bir öngörüyle yapıldığı ortaya çıkıyor. Oysa burada MHP’ye yakın seçmenin tercihini küçük hamleler değil, makro ideolojik siyaset belirleyecek.

AKP’nin işi çok zor

Şu an Meclis’te temsil edilen 4 parti, toplam 44 milyon’a yakın seçmenin oylarıyla seçildi. Yüzde 95’in üzerinde bir temsille karşı karşıyayız. Yani 2002 seçimlerindeki gibi baraj altında kalan bir sürü güçlü parti yok. Tüm siyasal kanallar, bu dört partide saf tutmuş durumda. Kritik bir farklılaşma bekleniyorsa birkaç şart var:

1- AKP’nin tekrar 276’yı yakalaması için meclis içinden oy devşirmesi gerekir ki büyük oranda skor değişsin.

2- Yeni oyların PKK ve terör üzerinden yürütülen kampanya sonucunda gelmesi beklenir. Bu konuda başta HDP seçmeni olmak üzere, CHP seçmeniyle birlikte koca bir duvar görünüyor. Tek çare MHP’den 18 vekil çekmek. Ancak şunu unutmamak lazım, 18 vekil MHP’nin toplam vekil sayısının yüzde 22.5’ine denk düşüyor. Yani AKP’nin seçilmiş her 5 MHP vekilinden birini çekmesi gerekir. Tabii hiç fire vermezse. Üstelik AKP, Şanlıurfa, Batman ve Siirt’te üç sandalye daha kaybedebilir. O zaman maliyet daha da büyüyor. Bu defa AKP’nin her dört MHP sandalyesinden birini alabilmesi gerekiyor.

3- AKP’nin CHP’den sandalye kaçırması zor görünüyor zira CHP ekonomi safını tutmuş durumda. Ekonomi sahası nüfusun yüksek olduğu kentlerde etkili. Bu nedenle oyların henüz doyma noktasına gelmediği Ankara, İstanbul, Bursa, Hatay, Mersin ve Malatya gibi şehirlerde CHP’nin yeni sandalyeler elde etme ihtimali var. Eğer bu sandalye sayısı 10 civarına yükselirse, AKP’nin 276’yı yakalaması için MHP’nin her 3 sandalyesinden birini alması gerekecek.

“İlçe ilçe inceleme yapıldığında oy oranlarında değişim olma ihtimali olan 20 kent bulunuyor”

4- MHP’nin PKK ve terör meselesiyle ilgili tavrı baştan aşağı yanlış bile olsa, tutarlılığı su götürmez bir gerçek. AKP’nin yıllardır yürüttüğü ve bıraktığı yerin tam karşısında duruyor ve AKP’nin kendi alanına girmesine kesinlikle müsaade etmiyor.

İlçe ilçe inceleme yapıldığında oy oranlarında değişim olma ihtimali olan 20 kent bulunuyor. Bu kentlerden meclise giden vekil sayısı 261, sandalyelerinin değişme ihtimali bulunan vekil sayısı ise yaklaşık 24-25 civarında. Bunların bir kısmı metropol, bir kısmı Kürtler’in yoğun yaşadığı kentler. Bu bölgelerde HDP ve CHP’nin küçük de olsa yükselme göstereceğini tahmin etmek zor değil. Zira yüksek milliyetçilik davasında her ikisi de yok. Yaklaşık 500.000 kişi, partilerin oy oranında 1 puanlık değişim sağlayabiliyor.

O yüzden oransal olarak devasa değişiklikler görmesek de, seçim bize farklı bir tablo sunabilir.

Örneğin, AKP dışındaki iki partinin sandalye sayısı, CHP’li formüllerde AKP’nin sandalye sayısını geçebilir. MHP, AKP’nin çok vekil çıkardığı illerde 400-500.000 kişilik bir oy artışıyla, fazladan 10 vekil çıkarabilir. Metropollerin ve Güneydoğu’daki kritik illerde de AKP’den kayan oylar olacağı var sayılırsa, AKP’nin bu seçimlerde 750.000- 1 milyon 500 aralığında seçmen kaybı yaşaması muhtemel.

En olası ve akla yatkın görünen manzara böyleyken, AKP’nin milliyetçilik cephesinde mücadele etme kararının çok ciddi ve zor bir kumar olduğu görünüyor. Eğer AKP bu kumarı kazanamazsa, biz bahara bir seçim daha yazalım.

Not: 1000 oyluk değişimle dahi sandalye sayısının değişebileceği seçim bölgeleri bulunuyor. D’hont sisteminden kaynaklanan bu durumdan dolayı belli noktalarda sandalye kaymaları olabilir. Yazıdaki tahminler, bu ince farklılıklar yok sayılarak yapılmıştır.