Bu yazıyı kaleme alırken çok heyecanlı olduğumu belirterek başlayayım. Nedenine geleceğim ama önce kendimle ilgili bir sırrı ifşa etmek istiyorum. Bilen bilir, ben de eski bir kimsenin izlemediği haber kanalı çalışanıyım. Bu durum insanda kalıcı hasarlar bırakabiliyor. Örneğin, geceleri ışıklar söndükten sonra bu tür televizyon kanallarını açıp, kellelerin kavga ettiği programların tekrarını izliyorum. Artık bu bir sır değil çünkü bu programlarda merakımı celbeden şeyler oluyor.

Seçimler sırasında hortlayan bazı anket şirketlerinin başkanları (neden başkansa) ve bu şirketlerin son derece bilimsel çalışmalarını analiz edip yorumlayan televizyon kadrolu akademisyenler çok parlak iki başlıktan söz ediyor:

1- Türkiye’nin bir hikayeye ihtiyacı var.

2- Orta gelir tuzağından kurtulmamız lazım.

Buna bazı örnekler veriyorlar. İşte cep telefonu aplikasyonu yapıp satan insanlar olacağız ve ülkemiz kurtulacak. Özet olarak bu formülü veriyorlar. Ben de oturup düşünüyorum. Nasıl bir “uber patlatsam” da ülke kurtulsa diye sabah ezanına kadar düşünüyorum. Olmuyor, olmuyor.

Eli gazeteciliğe bulaşmış her insan gibi beni içten içe bir şeylerin dürttüğünü fark ettim ve bu gibi durumlarda ne yapmam gerektiğini hatırladım. İyi bir hikayesi olan ve orta gelir tuzağından kurtulunmuş bir yere gidip, izlenimlerimi paylaşmaya karar verdim. Kısa bir araştırma yaptıktan sonra bu ülkeyi buldum ve herkesten sakladığım, bu programları izlemek gibi bir zevkim olduğunu sizlere açıklamak zorunda kaldım. Gazetecilik, sizi seçimler yapmaya zorlayan bir meslek. Bunu verdim ama müthiş bir haber patlatıyorum. Birazdan anlatacağım ekonomi hikayesinin geçtiği ülke, dünyanın en ileri medeniyeti olarak kabul edilen Vanuatu Cumhuriyeti.

Dünya medeniyetinin en ileri ülkesi: Vanuatu Cumhuriyeti

Bir defa Vanuatu, başkanlık modeliyle yönetiliyor. Bir başkan ve 40 kişilik bir parlamento var. İşler tıkır tıkır yürüyor. Kimse 276 milletvekiline ihtiyaç duymuyor. O mesele çözülmüş durumda.

“Ülke olarak öğrenmemiz gereken bir mesleği icra edebilmek. Mesleğin adı yandaşlık. Bunun okulu falan yok. Ufak bir ticari zeka bu mesleği icra etmek için yeterli”

Başkanlık gibi ileri bir model uygulandığı için de orta gelir tuzağına düşmeyen, hikayesi olan, katma değerli bir ekonomi kurulmuş durumda. Fakat bizim televizyonlardaki kellelerin bildikleri tamamen yanlış. Orta gelir tuzağından bir millet olarak kurtulmak mümkün değil. Liberal anlayış gereği, herkes bireysel olarak bu tuzaktan kurtuluyor. Bunu yapmanın yolu da diğer ülkelerde pek bulunmayan bir mesleğin icat edilmiş olması. Ülke olarak öğrenmemiz gereken bu mesleği icra edebilmek. Mesleğin adı yandaşlık. Bunun okulu falan yok. Ufak bir ticari zeka bu mesleği icra etmek için yeterli. Ancak bu meslek alt kollara ayrılıyor. Benim gördüğüm alt kollar, yandaş iş adamlığı, yandaş gazetecilik, yandaş bürokratlık, yandaş diplomatlık, yandaş esnaflık. Şu an hatırlayamadığım bir sürü alt kol var ama bu alt kolların ne olduğu aslında çok da önemli değil. Zira bugün yandaş gazeteciyseniz, yarın yandaş catering şirketinin sahibi olabiliyorsunuz. Bir sonraki gün, yandaş bahçıvan bile olma ihtimaliniz var. Önemli olan başkanın ekonomik vizyonunu bir yolla size iletmesi.

Ahtapot gibi bir meslek: Yandaşlık

Peki nasıl oluyor bu iş? Örneğin Vanuatu’da yapılacak olan 8. Köprü’nün inşaatından bazı örnekler vereyim. Önce bu köprünün nerede yapılacağı, bir yandaş PR ajansının eliyle yandaş medyaya duyuruluyor. Tam bu esnada, ilk 7 köprüde bazı yandaş inşaat şirketleri bakım onarım işlerine aynı anda başlıyor. Böylelikle kimse size “ya 7 köprü yaptık, 8.’ye ne gerek var” diye sormuyor, zira hepsinin aynı anda bakıma girme ihtiyacıyla birlikte trafik tıkanıyor. Ancak işin 8. köprüyle tamamlanması sürdürülebilir değil. İlk 7 köprünün başına gelenin, 8. köprünün de başına gelebilmesi için, köprü yolu çevresindeki arazilerin yandaş GYO şirketlerine peşkeş çekilmesi gerekiyor. Böylelikle köprü yapılana kadar, köprünün bağlantı yollarında trafiği tıkayacak kadar yapılaşma gerçekleşmiş oluyor ve sürdürülebilir katma değerli bir ekonomi için 9. köprünün planlaması başlıyor. Gördüğünüz üzere bir köprü yapımı sayesinde ne kadar çok insan orta gelir tuzağından kurtulabildi. Böyle böyle bir hikayeniz oluyor. Şimdi size zihin açıcı olması açısından bazı yandaş iş kollarını icra etmek için gereken kişisel özelliklerden söz edeyim:

1- Yandaş gazetecilik: Yandaş iş kollarının madencileri diyebiliriz onlara. Güneş görmeyen kapalı binalar içinde, hiç sokağa çıkmadan, size Başkanlık tarafından servis edilen metinleri girmeniz, iyi bir yandaş gazeteci olmanız için gerekli bir koşul, ama yeterli değil. Yaratıcılığınızı da devreye sokmanız lazım. Örneğin yapmadığınız bir röportajı, zıbavn diye tam sayfa habere dönüştürebilmeli, fotoğraf manipülasyonu konusunda talimat almadan gerekeni yapabilmelisiniz. İnsan aklına en yatmayacak irrasyonel argümanları, bir yaşam biçimine dönüştürüp, sosyal medyada “bu kadar da olmaz” etkisi yaratabilecek “esnekliğe” sahip olmalısınız. İşin en zor tarafı, Başkan’ın pozisyonuna göre gerektiğinde 3-4 saat içinde aldığınız pozisyonu değiştirebilme becerinizin olması. Neden bu işi yaptığınızı soranlara gerekçe olarak kredi kartı borçlarınızdan söz etmek “is a must!”

2- Yandaş anketçilik: Buradaki temel trik, analizlerinizi aslında yapmadığınız araştırmalara dayandırabilmek. Saha araştırması yapmanıza gerek yok. Piyasada mutlaka anket işiyle uğraşan fakirler olacaktır. Onlardan fahiş fiyata anket sonucu satın alacaksınız ve üstüne 3 misli bir komisyon koyacaksınız. Bu komisyon karşılığında sonuçları manipüle edip, bir önceki başlıktaki yandaş gazeteci arkadaşa belirli periyodlarda servis edeceksiniz.

3- Yandaş her şeyci: Daha çok belediyelerin ihtiyaçlarını karşılamak ve devlet eliyle dağıtılan ihaleleri almak işiniz olacaktır. Örneğin devletin bekaası için, halkı bilgilendirmek amacıyla 10.000 kişilik bir sosyal medya troll merkezi kurdunuz. Eğer yarın, belediye için ekmek fabrikası ve satış ağı kurmak gerekirse, yandaş olmayan fakirlerin gözünün içine baka baka “amaan o işte çok çalışıyorsun, aldığın para da belli” diyerek ekmek üreticisi olacaksınız. Çünkü yandaş her şeyci olmak bunu gerektirir. Ama yarın öbür gün yerli motosiklet yapmak gerekir, o noktada hemen girişiminizi yapıp, yerli motosiklet teşvikini kapacaksınız.

4- Yandaş müteahhit: En rahat işlerden biri. Bir defa kafanız rahat olacak. Gerektiğinde canınızı kurtaracak devletin “öne yatma mekanizmaları” bir teşvik olarak size devlet tarafından veriliyor. Zaten bu mekanizmalar kim için var? Bu meslekte kabalık, küfürlü konuşma ve insanların gözünün içine baka baka depreme dayanıksız binalar sattığını söyleyebilecek keçe gibi bir surat “are nice to have!”

5- Yandaş öğretmenlik: Çocuklar fakirlik sisteminin zayıf karnıdır. Çocuklar aileleri hakkında her şeyi anlatabilirler. Bu çocukları fakirleri fişlemek için gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz. “Senin baban kızılbaş mı” çocuk fişeleme işinin favori sorularından. Bu işin de kebap tarafı var. Sistemin sürekliliğini sağlamak için çocukların iyi eğitilmemesi gerekiyor. Bu konuda hiçbir şey yapmasanız yeterli. Ancak çocukların kafasını birçok korku ve nefret tohumuyla da doldurabiliyorsanız ne mutlu size.

Yazarken asabım bozuldu. Burada kesiyorum. Biz nireee, Vanuatu Cumhuriyeti nire! Bir fırın yememiz lazım. Evet, evet fırın yemek, doğru söyledim. Gerektiğinde fırını bile yiyip, doymamamız gerekiyor.

Umarım erken seçimler böyle bir sonuca neden olur. Yoksa bu geri kalmışlıkla gidilecek yol yok.