Podemos party leader Pablo Iglesias, center, and other party leaders celebrate following the latest official election results in Madrid, Sunday, Dec. 20, 2015. Podemos supporters gathered outside their party headquarters in Madrid cheering as general election results began to roll in confirming the newcomer on the political scene looked set to capture 68 seats and a chance of forming a coalition in parliament.(AP Photo/Emilio Morenatti)

(Emilio Morenatti/ AP)

Dün akşam İspanya seçimi sonunda ortaya çıkan tablo hoştu. Hoşluk dediğim şey, seçim sonuçlarındaki parlamenter sayısından, faşist Franco rejiminden sonra ilk defa pinpon topu gibi iki parti arasında gidip gelen iktidar oyunun çatlayarak genişlemesinden ya da bağımsızlıkçı, radikal sol partilerin az sayı ile bile olsa meclise girmesinden değil, seçimden sonra ortaya çıkan tablo hoştu. Ve tablo derken de bir benzetme yapmıyorum pek, doğrudan yukardaki fotoğraftan söz ediyorum. Sizce de hoş değil mi?

Ortada gördüğünüz o cılız, ‘Podemos’un lideri Pablo İglesias, yanındakiler de esas kadrosu. Bana hoş geldi çünkü müteahhit kılıklı bir herif yok görünenler arasında. Ayrıca son zamanlarda hiç cılız -zayıf demiyorum- politik lider gördünüz? Henüz iktidar, parti içi iktidar da olsa, iktidar oturmamış suratına.. Etrafındakiler de daha çok hacker tipleri ve hep beraber internet cafede toplanıp İspanyol oligarşisini biraz önce hack’lemişler gibi bakıyorlar kameralara.

Sadece görüntüden bahsediyorum tabii ki yoksa ‘hack’lemeyi bilgisayar başında oturmak ve hiç sokağa ayak basmamak diye tanımlamıyorum kesinlikle. Podemos doğrudan sokaktan, neredeyse her alandaki muhalefetin, sokağın birleşmesinden doğan bir hareket. Zaten eğer yine ‘tablo’ya bakarsanız görürsünüzki klasik solun bir türlü proletarya diye saymayı içine sindiremediği, -hatta Gezi’de orta sınıf diye nitelendirilen- plaza işçilerinden, işsizlikten uzatmalı-kıdemli öğrencilerden, normal olarak yoksul sanatçılardan, yevmiyeli akademisyenlerden oluştuğunu görürsünüz. Gezi’deki bir çadır önü fotoğrafı gibi bir ‘tablo’ bu ve bu yüzden hoş…

Peki, ‘Podemos-Yapabiliriz’ Hareketi gerçekten bir şey ‘yapabilir’ mi?

Henüz iktidarda bile değil ve her zaman kendisine benzetilen Yunanistan’nın Syriza’sı iktidarda olmasına rağmen, hatta seçimi iki kere kazanmasına rağmen, eninde sonunda bankaların koşullarını kabul etmek durumunda kalmadı mı? Daha da ileri gideyim. Podemos düşüncesinin önemli bir kısmının esinlendiği Venezuela’nın bu kadar yıl iktidardan, Chavez gibi bütün dünyayı etkileyen liderden 18 yıl sonra geldiği durum ortadayken Podemos’un bir şey yapabilmesi mümkün müdür?Pablo Iglesias, dün seçimden sonra  yaptığı açıklamada yeni bir anayasa için mücadele edeceklerini söyledikten sonra, bir İspanyol tv kanalındaki sağcı bir gazeteci, “Neyi değiştirebilecekler ki ? Sistemi mi? Hayır. Sadece belki metodu değiştirirler” derken, maalesef, haklı mıydı? Yani her şey sadece ‘devrim ve iktidar’dan mı ibaret?

Tabii ki böyle düşünmüyorum. Bu aynı zamanda pasifizmin sol versiyonundan başka bir şey değildir. Bırakın Podemos gibi İspanyol oligarşisinin tekerine çomak sokan bir hareketi, en ufak bir direnişin, örgütlenmenin bile bu dünyada hala soluk alabilmemizde büyük payı vardır ve sol bu yüzden bütün dünyanın vicdanıdır. Bir de bu kazanımların ve direnişlerin olmadığı bir dünya düşünsenize! Saray suratı gibi bir dünya….

Ve Podemos zaten yapıyor yapacağını…