Dünden beri Yunanistan’da insanlarla konuşuyorum. Kısa bir tatil için geldiğimiz Kavala bölgesindeki halka açık tüm mekanlarda TVler tartışma ve haber programlarına ayarlı. Ekranlar bizim tartışma programlarına benzer şekilde beşe altıya bölünmüş, tartışmacılar bizim Beyaz Futbol tadında hep bir ağızdan konuşuyor. Konuştuklarından bir şey anlamadığım için izleyenlere yöneliyor bakışlarım. İlginçtir, çoğu kayıtsız ifadelerle izliyor akıp giden hararetli görüntüleri ve gözleri ekrandan uzaklaştığında hemen gülümseme ve hatta kahkahayla dönüyor kendi hayatına. Sanki son 1 haftadır bankadan günde 60 euro çekmelerine izin verilen ve kredi kartları ellerinde patlayan insanlar onlar değil de başkaları. İnanın benzer durum bizim başımıza gelse (ki çok da uzak ihtimal değil) millet, sokaklarda ana-avrat küfürle ortalığı yıkardı. Oysa Yunan insanı, sukünet içinde bekliyor olacakları.

Kaldığımız pansiyonun sahibi orta yaşlı kadın, bu sene 3.000 Euronun üzerinde ek emlak vergisi ödediğini ve daha da bir sürü vergiyle baş etmek zorunda kalacaklarını bildiğini söylüyor kırık ama heyecanlı ingilizcesiyle. “ Referandum? OXI? NAI?” şeklinde bir tarzancayla oyunu ne yönde kullanacağını sorduğumda ise soruma şaşırmış ama kendinden emin bir tavırla “OXI” yanıtını veriyor. Tabii bu sefer şaşırma sırası bende; durumları bu kadar kötüye gitmiş, bu kadar vergi ödemek zorunda kalmış ve kalacak ve hatta Avrupa’dan dışlanma riskiyle karşı karşıya iken neden HAYIR oyu vermek istediğini soruyorum. Yanıtı ise beklenmedik ölçüde kararlı: “EVET de versem HAYIR da versem nasıl olsa ekonomi kötüye gidecek. Ancak EVET verirsem memleketin elinde avucunda ne varsa satıp savacaklar bu takım elbiseli finansörler. En azından HAYIR oyuyla onlara karşı pazarlık gücümüz olur. Pazarlığı Yunanistan’ın politikacılarıyla değil halkıyla yapacaklarının farkına varır ve bize farklı bir yol önerirler.”

Financial Times’tan alınmıştır. http://ft.com/greececrisis

İşte bence referandumun kilidi bu sözlerde; Syriza lideri Başbakan Çipras, referandum kartıyla kendi adına çok akıllıca bir hamle yapmış ve yıllardan beri politikacılar eliyle kolay paraya alıştırılan ve çalışmadan zenginleşen ülkenin durumunu geçen seçim döneminden beri halka bu şekilde anlatmayı başarmış. Özellikle dün akşam Atina’nın ünlü Syntagma Meydanı’nda yaptığı ve referandum kampanyasının en kalabalık konuşmasında yine bu argümanlara üstelik son derece milliyetçi bir tonda yer vererek (konuştuğum birkaç Yunanlı’nın -bir tanesi de EVETçi- görüşüne göre ibreyi HAYIR oyları lehine döndürmüş.)

Sonuçları yarın akşamdan itibaren alacağız ama (kısıtlı bir coğrafya ve kişi sayısı üzerinden fikir yürütmüş olsam da) hissiyatım HAYIR oylarının kazanacağı yönünde. Ancak sonuç ne olursa olsun, bu referandumdan en kazançlı çıkacak kişi Çipras olarak görünüyor. Syriza’nın genç lideri, Avrupa’nın muhalefetine rağmen, artık Yunanistan’ın en güçlü lideri ve geçen seçimde yüzde 36 olan oyunu böyle bir bloklaşmayla yüzde 40ların üzerine hatta yüzde 50’lere taşıma şansını yakaladı. Böyle bir referandum yöntemini benzer şekilde kullanan politikacılar da geldi aklıma şimdi:)

Kuşkusuz Yunanistan’ı bundan sonra zor günler hatta yıllar bekliyor ama Çipras halkı bu zorluklara ikna ederse ülke için ilginç ve tüm dünyanın (özellikle bizim) yakından izleyeceği bir dönem başlatabilir. Eğer başarırsa Yunan halkı dünyanın önüne yepyeni bir model koyma gururunu yaşar. Bunun için de, ülkenin yıllardır içinde bulunduğu aylak çalışma kültürünü 21. yüzyılın dinamiklerini etkin biçimde kullanan yeni çağ kültürüne doğru evriltmesi gerekir ki, bence önlerindeki en zorlu husus bu.

Sonuç ne olursa olsun, bu bereketli toprakların güzel insanları yaşamlarını barış ve huzur içinde sürdürsün. Bizler de en azından yaz aylarında buluşmaya, tarzanca da olsa konuşmaya ve bir tatlı huzur alıp memleketimize dönmeye devam edelim.

NOT: Yunanistan’da OXI (Hayır) sözcüğünün bir kültür olduğuna ilişkin şöyle bir yazıyı da bitirirken paylaşayım: ‘OXI’ and ‘NAI’: the two key words for the Greek referendum

İsmail Hakkı Polat’ın yazısı Medium‘dan alınmıştır