15 Mart’ta, yani iki hafta önce ortada Reza Zarrab (Rıza Sarraf) soruşturması ve mülteci planı kabulü yokken yine zete’de şöyle yazdım: “Ancak evdeki hesap pek çarşıya uymamaya başladı. Yine sadece tahmin ediyorum ki politik tahlil budur, dış politikayı hiç hesaba katmayan Erdoğan rejimi eğer mültecilerle ilgili planı kabul etmezse, çok yakında ya Suriye’ye gönderilen silahlara ilişkin ya da uluslararası bir yolsuzluk dosyasıyla sıkıştırılacak ve hatta bazı yurt dışı hesaplarına el konulacaktır. İç dengeler ve resmi muhalefet ne kadar kıfayetsiz olsa da bu durum karşısında, bu rejim çok uzun ömürlü olamayacaktır.” Bu yüzden bir çok arkadaş benim ABD’deki Reza Zarrab soruşturmasından nasıl haberim olduğunu sordu. Çok açık olarak söylemeliyim ki daha önce de birkaç kez yazdığım gibi hiç öyle gizli haber kaynakları filan olan bir gazeteci değilim sadece ‘politik tahlil’ yapıyorum ya da bir başka deyişle uyduruyorum. Ayrıca bu yazıları yazdığım günlerde ABD’de filan da değildim. Hatta Marakeş yakınlarında orta çağdan kalma bir Berberi kasabasında, Fas’ın geleneksel su sızdırmayan sıva biçimi ‘Tadelakt’ın nasıl yapıldığını öğreniyordum.

Neoliberalizmin sıradan bir figürü olan Erdoğan rejimi bir yandan meydanlarda, gönlünün efendisi ABD’ye meydan okurken öte yandan her türlü girişimle, simgesel dünya başkanı Barack Obama ile yan yana fotoğraf çektirme çabasında. Eski acar gazetecilik günleri gibi, Obama’nın eline kendi gazetesini tutuşturup, birlikte gülümseten bir poz yakalasa ne kadar mutlu olacak. Ya da yıllarca televizyonlarımızın en çok izlenen cümlesi Maradona’ya ‘Merhaba Televole’ dedirtebilse, yırttık diye düşünüyorlar ama hiçbir zaman yeniden ‘One Munite’ şovuna dönüşemeyecek hayat. Bakın göreceksiniz kimse muhtemel sabıkalı birisiyle birlikte görünmek istemeyecektir artık. Burjuvazi ve onların başkanları, bizim gibi cezaevi anılarını anlatmaktan ve onları dinlemekten pek hoşlanmayan bir sınıf. ‘Aman başım belaya girmesin’ diye, arkadaş – nezaket filan hiç dinlemeden bir selam verip ya da selam bile vermeden uzaklaşıp giderler.

Bir devlet başkanı, özellikle halkının desteğini alan bir devlet başkanı tabii ki ABD’ye kafa tutabilir. Mesela Raul Castro gibi omzuna kolunu atıp fotoğraf çektirmek isteyen Obama’nın kolunu askıya alıp ortada bırakabilir ama bunu yapabilmek için, sıradan, neoliberal bir figür olmamak gerekiyor. Yani kafa tutmak için bir başka düşünce biçiminin savunucusu olacaksın. ABD’nin yanı başında 57 yıldır ayakta duran Küba Devrimi’nin gücü burada ya da Birleşmiş Milletler toplantısında, ABD başkanı Bush’a “şeytan” diyen Chavez’in bütün dünyada yoksulların simgesi olmasının nedeni bu.

Yoksa? Yoksa dava tebligatları sen sarayda yok dedirtsen bile muhtarlar toplantısında gelir seni bulur…