Sanki Kandil’i kuşatmışçasına bir ilçe ablukaya alınıp, günlerce giriş-çıkış yasaklanıyor, çaresizlik içinde ekmek almak için sokağa çıkan insanlar tek atışla kafalarından vuruluyor. Her şey olup bittikten sonra güvenlik güçlerinin ardında bıraktığı şey harabeye dönmüş bir kent, kulakları kesilmiş, çöpe atılmış bedenler, patlamaya hazır bombalar ve 21 sivil ölü. İnsan hakları ve hukuk hiçe sayılarak her türlü suç rahatlıkla, göz göre göre işleniyor. Ölen insanlar Kürt, yer Türkiye’nin parçalanacağı paranoyasından kurtulamayanların bir çoğunun, haritada gösteremeyeceği Cizre.

sokaga-cikma-yasaginin-kalktigi-cizrede-catismanin-izleri_1799_dhaphoto2Neye benzediğini bile bilmediği bölgeye yatırım yapılsa terör bitecek diyerek kestirip atanı bol. Bu vicdanı ve insan olma erdemini öteleyen söylencelerin nedeni televizyon ekranlarına yansıyan yokluk görüntüler, sıvası bile yapılmamış, briket cepheli evler, çarpık yapılaşma, çıplak ayakla sokaklarda koşturan çocuklar, çat pat Türkçeleriyle konuşan insanlar olsa gerek.

Her şey zengin bir aşireti anlatan dizilerde ki kadar şıkır şıkır, refah içinde olmayınca egzotikliği de kalmıyor oraların değil mi?

Daha güzel evlerde oturup, şık ayakkabılarla koşturan çocukların kibar Türkçeyle konuşan ebeveynleri için 35 günlük Kürt bebeğin de içinde olduğu 21 sivilin öldürülmüş olması ne kadar önemli olabilir ki. Bazıları için evsiz bir kedi, ya da kaybolmuş bir köpek kadar değeri yok Kürtlerin.

Öte yandan Anadolu’nun farklı coğrafyalarından, köy ve kasabalarından, bedelini ödeyemediği için, mecburen gittiği askerlik hizmeti sırasında oğullarını, eşlerini kaybeden ailelerin yaşadığı yoksunluk var ki, aslında doğrudan meselenin içinde olanlar onlar. Cenazeleri şova dönüştüren, şehitlik müessesesinin kutsallığını kullanarak kendilerine çıkar sağlayan siyasiler olduğu sürece cenazeden cenazeye hatırlanan, şehit maaşıyla avutulan ailelerin PKK’ye ya da Kürtler’e öfke duymaları anlaşılabilir bir durum.

Her Türk’ün asker doğduğu bu köylerin bir çoğunda halen askere gitmeyene kız verilmiyor. Kuşaktan kuşağa, sorgulamaksızın milliyetçi, muhafazakar yapı devletin resmi ideolojisiyle dolanık bir yapıda varlığını sürdürüyor.

Yetmezmiş gibi gazetelerin, televizyonların, iktidara yakın isimlerin sosyal medyadaki nefret söylemleri savaş sürecine kamuoyu yaratmayı hedefliyor. Savaş sadece “Güneydoğu”da kalmasın, gerginlik Türkiye’nin her yerine sıçrasın diye birileri elinden geleni yapıyor. İstanbul’un göbeğinde telefonda Kürtçe konuştuğu için bıçaklanarak öldürülen bir genci işittiğinde hiç mi korkmuyor evlerinden uzak, para kazanmak zorunda kalan Kürtler.

“Yaşamla değil, ölümle gelecekse anadilinin özgürlüğü, ardından gelecek ağıtın dilinin ne önemi kalıyor?”

Olur da oğlum Kürtçe konuşur ve başına bir şey gelir diye Batı’da, inşaatlarda çalışan çocuklarını bile arayamıyor Kürt anneleri. Başbakan Kürtçe ağıtın bile yakılabildiği bir özgürlük ortamından söz ediyor ancak yaşamla değil, ölümle gelecekse anadilinin özgürlüğü, ardından gelecek ağıtın dilinin ne önemi kalıyor?

AKP’nin yeniden başlattığı savaş ilk günlerde sadece kendi seçmeni ve MHP’den destek görürken, ölen her üniformalıyla birlikte, içinde CHP seçmeninin de bulunduğu geniş tabanlı bir Kürt nefret koalisyonu kaldığı yerden devam ediyor. Saptamamın doğruluğunu test etmek mi istiyorsunuz; girin Facebook’a, lise arkadaşlarınızdan, yakın çevrenize yazılanları, yapılan yorumları okuyun. Ne çok isteniyormuş, ne çok bekleniyormuş Kürtlerin kulaklarının kesilmesi, öldürülüp çöpe atılmaları.

Barışın, silahların susmasının tek bir yolu var, önce Kürtleri anlamak. Kulaklarının kesilmesine alkış tutmak değil. Siyaseten güçlenmelerine, meclisteki varlıklarına saygı duymak gerekiyor Kürtlerin. PKK’nin silah kullanarak yürüttüğü pratiğin sona ermesi Kürt siyasi hareketinin daha da güçlenmesine bağlıdır.

Sorular…

* Hiç düşündünüz mü; Cizre’de doğsaydınız, geçtiğimiz haftayı orada geçirseniz ne yapardınız?

* Ya da bırakın Cizre’de ya da Yüksekova’da doğmayı, bir insana saygı duymak ya da vicdanınızın harekete geçmesi için tıpatıp sizin gibi yaşaması, olması, düşünmesi mi gerekiyor kişinin?

* Başından vurulmuş, kanlar içinde yerde yatan dedesini gören bir torunun hatıralarıyla nasıl barışacaksınız?

* Kürt ve Türk’ün ne olduğuna aklı ermeyen minik bir çocuğun bilinçaltına yer eden onlarca kötü imge nedeniyle dağa çıkmasını nasıl engelleyeceksiniz?

* Abluka altındaki bir ilçede yaşanan korku dolu günler, kızlarının ölü bedenini buzdolabında saklamak zorunda kalan ailenin yaşadıkları yetmezmiş gibi, ekranlara çıkıp “Cizre’de hiç sivil ölmedi” sözlerini işiten Kürtlerden tutunacakları tek dalları olan PKK’ye sırt çevirmelerini nasıl bekleyebiliyorsunuz?

* İktidarın Kürt halkının barış isteğini törpülemek, PKK’yi daha çok misillemeye teşvik ettiği için elinden geleni yaptığını görmüyor musunuz sahiden?

* Kandil’i tonlarca bombalarla yok edebilirsiniz belki ama 35 günlük kardeşlerini, ekmek almaya çıkan dedelerini, anne ve babalarını öldüren gençlerin şehirlerde yapılanan direnişleriyle nasıl başa çıkacaksınız; daha çok sivil öldürerek mi?

* Türkiye’yi büyük bir kaosun içine sürükleyen, iktidar hırslarını ölüler üzerinden şekillendiren AKP ve peşine takılan muhalefet partilerini sorumlu tutup, protesto etmek, sandıkta cezalandırmak yerine Kürt nefretiyle mi Türkiye düzlüğe çıkacak?

* Sokaklara dökülüp Çağlayan’da bir genci Kürtçe konuştuğu için bıçaklayıp, sosyal medya hesaplarınızdan tarifsiz nefretler kusunca mı çözülecek bu mesele?

* PKK’yi silah bırakmaya ikna edebilecek tek gücün Kürt halkı olduğunu görmüyor musunuz?

* Bütün mesele “bebek katili” ise, Cizre’de 35 günlük Muhammed’i kim öldürdü?