Greek-Bailout-fundLondra’da bir ayakkabıcı dükkanında çalışan bir İngiliz, “neye ve kime güvenerek” Yunanistan’ı kurtarmaya kalkışıyor?

Bu aralar Yunanistan üzerine yazmak o kadar moda oldu ki, yazmayanı dövüyorlar. Hatta bendeniz de furyaya katılıp dünkü referandumdan bir gün önce kısa bir seyahat için gittiğim Yunanistan’daki izlenimlerini Atina’dan… pardon Kavala’dan bildirdim Ama gelin biz “Arif’in Manchester’e attığı golü arayan delikanlı” misali Yunanistan’dan yola çıkarak bambaşka diyarlara gidelim..

Geçen hafta iflas aşamasına gelen Yunanistan’ın IMF’ye olan 1.6 milyar Euro borcunun ödenmesine destek amacıyla Thom Feeney adlı bir İngiliz İnternet kullanıcısı, popüler bağış sitesi Indiegogo.com’da “Greek Bailout Fund yani Yunanistan’ı Kurtarma Fonu” başlıklı bir kampanya başlattı. Sizlerin bu satırları okuduğunuz sıralarda tamamlanacak bu 1 haftalık kampanyada ne kadar para toplanacağı ayrı bir merak konusu ancak Feeney, daha ilk 72 saat içinde İnternet üzerinden 60.000 kişinin irili ufaklı katılımıyla 1 milyon Euro’yu aşan bir miktarı toplamayı başardı. Londra’da bir ayakkabı mağazasında satış elemanı olarak çalışan bu mütevazı İngiliz gencinin medyaya yaptığı açıklamalara bakılırsa, bu girişimiyle açtığı yolun topladığı paranın çok ötesini işaret ettiğinin henüz idrakinde değil.

Aslına bakarsanız kampanyaya destek veren hemen her bağışçı da, bu 1.6 milyar Euroluk hedefe ulaşmanın mümkün olmadığının bilincinde. Üstelik sözü edilen miktar sadece Haziran ayında yapılması gereken ödeme. Oysa Temmuz-Ağustos-Eylül döneminde ayda ortalama 6 milyar Euro olmak üzere sene sonuna kadar toplam 27 milyar Euro gibi toplanması imkansız bir rakam var ortada. Ülkenin durumunu daha iyi görebilmek için bu vb. konulardaki verileri oldukça anlaşılır görselleştiren Manset.at sitesinin şu infografiğini ödünç alalım.

Print
Peki o zaman nedir bu 60.000 kişiyi böyle bir imkansızın peşinde koşturan şey?

İşte bu noktada İnternet’in zaman-mekan sınırlarını ortadan kaldıran ve katılımcılığı teşvik eden siber doğasında filizlenmeye başlayan kitlesel dayanışma kültüründen söz etmek lazım. Buranın adeta içinde doğup büyüyen becerikli yeni kuşak ile deneyim sahibi müdavimler için İnternet, sorumluluk ve sorunlarla dolu günlük yaşamlarına alternatif olacak biçimde roller üstlenip çözümler üretebildikleri bir siber dünya.

İnternet kullanıcıları da, bu bağlamda dayanışma ortamını tesis etmek için gönüllü bir çaba içinde. Bu, kimi zaman Feeney gibi isimsiz bir kahramanın aklına gelen “Yunanistan’ı kurtarmak” gibi ‘akıldışı’ bir fikirle başlıyor ve akabinde artık yer kürenin başlıca kamusal alanı haline gelen sosyal medyalarda (dil bariyerlerini aşacak şekilde geliştirilen tercüme yöntemlerinin de desteğiyle) giderek çeperi genişleyen biçimde tartışılmaya başlanıyor. Bu süreçlerin çoğunda önceki benzer vakalarda yaşanan sorunlara ‘birileri’ çözüm bulmuş oluyor. Örneğin; geniş kitlelerin izleyici ya da aktivist olarak katılımını sağlamak için Ustream, Meerkat, Periscope gibi araçlar, onların maddi katkı ve katılımını sağlamak için da Kickstarter, Indiegogo gibi kitlesel fonlama (crowdfunding) araçları geliştirilip kullanıma alınıyor. Her aşama bir öncekinden çok daha gelişmiş çözüm araçları ve buna bağlı olarak çok daha geniş bir katılımcı kitle yaratmakta ve nihayet bu sayede güçlenen kalabalıklar, odaklandıkları her soruna kendi anlayışlarına göre çözüm getirdikçe geleneksel işleyişleri altüst etmekte. Siber dünyanın bu yıkıcı çözümlerinden başta yayıncılık, pazarlama ve eğlence sektörleri nasiplerini almış görünseler de İnternet’in bu güçlü kalabalıklarının  giderek daha güçlü oyunculara odaklanmaları kaçınılmaz. Örneğin BitCoin ya da paylaşım ekonomisi gibi siber yöntemlerle finans dünyasını hafifçe sarstığı düşünülebilir ancak bir sonra geliştirilecek inovasyon daha güçlü sarsacak.

Dolayısıyla, Yunanistan’ı kurtarmaya soyunan şimdilik 60.000 kişilik kalabalık, bir sonraki seferde belki bir başka ülkenin benzer bir finansal kriz senaryosunda 60 milyon kişi olacak ve mütevazı ayakabıcı Feeney gibi bu sefer bir başkası “Bu ülkenin halkının bu şekilde zarar görmesini istemiyorum” mesajını maddi ve manevi bir katılımla ortaya koyduğunda Uluslararası Para Fonu IMF (International Money Fond) karşısında bir başka IMF yani İnternet Para Fonu’nu bulabilir.

Siber ağların bütünleştirici etkisi nedeniyle kaçınılmaz biçimde küreselleşecek dünyamızda, İnternet üzerinde kitleselleşecek kalabalıkların bireylere, toplumlara, ekonomilere, ticarete yönelik ilginç etkilerine tanıklık yapmaya başladık bile.

Bu yazı İsmail Hakkı Polat’ın kişisel blogundan alınmıştır