“Şüyuu vukuundan beter” derler eskiler, “duyulması, olmasından beter” manasında… Bir profesörün çıkıp “insanlara dışkı yedirilmesinin” işkence olmadığını savunması ve “bal” gibi yenileceğini söylemesi de aslında böyle bir hadiseydi.

Celal Şengör, sosyolojik olarak tartışmalı bir kavram olsa da “Beyaz Türk” denilen “kesimde” addediliyor. Deprem uzmanı diye biliniyordu ama darbe sevicisi sözleriyle, popüler kültüre “papyonlu dobra akademisyen” imajıyla yerleşti. Bu sözümona dobralığın onay gördüğü çokça hali vardı Şengör’ün: “Adam doğru söylüyor”du çoğuna göre.. Esasen bu onaylardı Şengör’ü mikrofon uzatılan bir figüre dönüştüren..

Darbeci Kenan Evren’in cenazesine çelenk göndermişti. Radikal de bu vesileyle olsa gerek bir söyleşi yapmış bu güzide bilim insanıyla. Darbecilerin yaptıklarını tamamen savunduğunu söylemesi yeni bir şey değildi söyleşide elbette… Gazetecinin “ama her şeyi mi, dışkı yedirmeyi de mi savunuyorsunuz?” mealindeki köşeye sıkıştırma sorusuna akıl almaz bir kontratak yanıt vermesi de o derece enteresandı. Bilim adamı olma ya da öyle sayılmanın verdiği pervasızlığın bir izdüşümü değildi sadece bu sözler; aslında toplum vasatının da dışkılı bir dışavurumuydu..

Şengör yalnız bir figür değil elbet bu “dobralık” aleminde…

Öteki söz konusu olduğunda “dışkı yedirmenin işkence olmadığını” söyleyen Şengör’ün ayrıntılı dışkı yeme tarifleri kadar mide bulandırıcı sözler yok mu?

Hakkı var, Şengör, sadece Kürtlere yapılan değil, bütün topluma yapılan zulümleri onaylayarak kendisini ayrımcılıktan ari kılmayı “başarmış” röportajında.. Ama insan düşünemeden edemiyor: Dışkı yedirilenler Diyarbakır’ın Yeşilyurt köyündeki Kürtler değil de güzide memleketimizin başka bir muhitinde otursalardı; olmaz ya.. Şengör yine bu dışkı sevdasına düşer miydi? Bu ırkçı sözleri yayınlamakta bu kadar rahat olur muydu matbuatımız?

Konu Kürtlerse insanlık ayarları bir başkadır bu memlekette. Misal Roboski’de çoğu çocuk 34 can uçaklardan atılan bombalarla yok edildiğinde şöyle bir yazı yazılabilir:

“Eşek, atı becerir. Katır doğar. Kaçakçılık katır’dır. Yasak aşkın meyvesi. Kimin kimi, hangisinin hangisini becerdiğinin bi önemi yoktur… Neticede, devlet’le kaçakçı’nın çiftleşmesidir(…) Entel barların romantik tayfası ’50 liracık için canını tehlikeye atmak zorunda kalan masum köylü’ filan diyor ama… Haftada iki sefer yaptığında, ayda 15 bin lira kazanıyor o masum!”

Şimdi bu yazarın kalemindeki dışkıdır, Şengör’ün “bal” niyetine Kürtlere sunduğu…

“Türksen övün, değilsen itaat et” diye yazan özel harekat polisinin daha az “dışkılı” olduğunu söyleyebilir miyiz?

Öldürdüğü kadının çıplak bedenini teşhir ederken, fotoğraflayıp daha çok görülsün diye internette yayanın Şengör’den farkı nedir? Hacı Birlik’in cesedini Akrep aracının arkasından sürüklerken küfürler eden polisler Şengörgillerden sayılmaz mı?

Peki ya katliamları stadlarda ıslıklarıyla, tekbirleriyle “kutlayanlar” sizde nasıl bir duygu uyandırıyor?

Kürtler söz konusu olduğunda sokağa çıkma yasağıyla, açlıkla yoklukla, elektriksiz susuz bırakarak terbiye etmeye çalışmak “kamu düzenidir” elbette… Sokağa çıkma yasağında öldürülen 3 aylık bebeklerin tabutu daha defnedilmemişken “Öldürülenlerin hiçbiri sivil değil” diyenleri dinlerken burnunuza gelen neyin kokusudur?

Google’a “geber” yazıp, önerileri bekleyin. Bakın arama istatistiklerinden yola çıkarak öneriler sunan bu zamane bilgici size neler öneriyor? “Gebersin” yazıldığında “Gebersin Kürtler” önerisi ikinci sıradadır bu istatistikte.. “Geberin” yazıldığında “Geberin fakirler”, “geberin Kürtler” önerileri sıralanıyor ilk sıralarda… “Sürülsün” yazdığınızda “Kürtler sürülsün” çıkıyor istatisteklerin en tepesinde. “Kürtler” yazdığınızda “Kürtler ne istiyor?” sorusunu “Kürtlere ölüm” izliyor. “Pislik” kelimesinin ardına “k” harfini yazdığınızda ilk sırada “Pislik kadınlar”, ikinci sırada “Pislik Kürtler” çıkıyor bu topraklarda..

Ne kadar çok dışkı var değil mi? Esasen toplum olarak bir boka batmış olma halimiz değilse nedir bu?