“Alphabet (alfabe) ismini sevdik çünkü harfler insanlığın en önemli inovasyonlarından dilin simgeleridir ve aynı zamanda Google arama endekslenmesinin temelini oluşturan topluluklardır.”
10 Ağustos 2015 Pazartesi günü Google kurucularından Larry Page’in http://abc.xyz sitesine yazdığı ve dünya piyasalarını sarsan blog yazısındaki beni en çok düşündüren cümleydi bu. Bu yeni oluşuma göre Google artık Alphabet oluşumunda yer alan bir şirket olarak yoluna devam edecek ve şu ana kadar Google altında toplanan şirketlerin arama işleviyle ilgili olmayanları ve bundan sonra kurulacak oluşumlar ile yapılacak satın almalar da Alphabet çatısı altında yer alacak.

Peki halihazırda hem şirket değeri hem de karlılık olarak son derece pozitif görünüme sahip ve finansal çıkış trendinde olan bir şirket neden böyle bir yapılanma gereğini hisseder? Aylar önce yazdığımız gibi, son dönemde şirket içi inovasyon süreçleri verimsiz ve öncelikleri belli olmayan şekilde yürütülmekte ve bu dağınıklığın (olumlu finansal gidişata rağmen) uzun vadede şirketi rekabet ve verimlilik açısından sıkıntıya sokması kuvvetle muhtemeldi. Ayrıca şirketin bünyesine giren hemen her inovasyonunun şirketin amiral gemisi arama motoru kerteriz alınarak önceliklendirilmesi de, şirketin geniş bir yelpazede hizmet vermesini engeller ve hatta hareket alanını “bir arama motorunun etrafında kümelenen hizmetler” seviyesinde kısıtlar hale gelmişti. Google+, Education, Latitude, Inbox ve Glass başarısızlık örnekleri ise bunun açık kanıtlarıydı. Elbette Alphabet, Google’ın kurucularının uzun zamandır tasarladığı vizyoner ancak zamanlaması itibarıyla tüm bu sorunları çözecek nitelikte olması açısından zamanlaması da manidar bir hamledir.

Tabii Larry Page ve Serge Brin ikilisinin oyun planı bunların çok ötesinde. Larry Page’in girişte alıntıladığım açıklamasından yola çıkarak Alfabedeki harflerin oluşturacağı sözcüklerden cümlelere, metinlerden kitaplara ve nihayet kütüphanelere uzayan zincire benzer bir taksonomiyle modelleneceğini düşündüğüm Alphabet, dünyanın en geniş ürün ve servis içeriğine, en anlamsal veritabanına ve en yaygın hizmet ağına sahip muazzam bir kurumsal dijital dönüşüm ve (adeta bir kuantum sıçraması) peşinde. Kurucularının vizyonuna, yeni CEO Suncar Pichai dahil ekibin dinamizmine ve en önemlisi eldeki kaynaklar ve rakiplerin durumuna bakıldığında, Alphabet’in bunu başaramaması için, kendisi dışında, hiç bir engel yok.

İstisna olarak sözünü ettiğimiz “kendisi” sözcüğünün ise, iki önemli boyutu var; İlki, eğer Alphabet altında konumlanan şirketler, 20. yüzyılın hiyerarşik organizasyonuna benzer dikey bir yapılmaya başlar ve her biri adeta birer derebeyliğe dönüşürse, işte o zaman 21. yüzyılın o yaratıcı ruhu kaybolur ve Alphabet, Sanayii Çağı’nın sıradan bir holding yapısına döner.

şema

Bu noktada Page ve Brin’i bekleyen bu büyük tehlikeden sıyrılmanın yolu, Alphabet’i formal bir şirketler topluluğu olarak değil içinde her formdan canlının yaşayabileceği esnek bir inovasyon ekosistemi olarak konumlamak ve vahşi kar güdüsünü gemleyip bu ekosistemin oyuncularının de hakkaniyetle beslenip yaşayabileceği bir refah ortamı oluşturabilmektir. Bu bağlamda şirketin yukarıdaki gibi değil daha yenilikçi ve yaratıcı bir organizasyon şemasına sahip olması şart. Bunlar yapılırsa, dijital emek sömürüsü ile ilgili dünyadan çeşitli muhalif seslerin yükselmeye başladığı bir dönemde, 21. yüzyılın ileri toplumu için önemli bir refah alternatifi olabilir Alphabet.

Alphabet’in önündeki ikinci ve en yaşamsal engel ise, bu yapılanma sonucu elde edilecek (aslında edilmekte olan) küresel bilginin insanlığın yaşamına katkıda bulunmak için mi, yoksa onun üzerinde bir “Büyük Birader” olarak hükmetmek için mi kullanılacağı. Google ve artık Alphabet’in çalışma alanları olan insan sağlığı, yapay zeka, vb. arge alanları artık insanlığın kaderini olumlu ya da olumsuz ama radikal biçimde değiştirecek sınırlara gelmiş durumda. Geçtiğimiz günlerde Stephen Hawking ve Elon Musk’ın da aralarında bulunduğu bir grup, bu konularda çalışan şirketleri tehlikeli yollara sapmamaları için uyardılar. Bu bağlamda Google’ın ilk kurulduğu günden beri kullandığı “Şeytan olma” sloganı iyi ama yeterli değil. Eğer Alphabet, kariyer ya da kar tutkusu üzerinden tehlikeli sınırları zorlar ve karanlık tarafa doğru yol alırsa bu hem şirket, hem de insanlık için bir felaketin kapılarını aralar. Bugünden yazalım; eğer böyle bir durum olursa Alphabet’in V harfi için planladığı (Ventures- Girişimler) şirketi karşısında bambaşka bir V grubu bulabilir!

* Tüm bu gelişmelere bakınca “Ya, biz bu memlekette nelerle uğraşıyoruz?” diyesi geliyor insanın!

Alphabet ile ilgili yerli ve yabancı ilginç değerlendirmeler:
1) Google’s name game: Alphabet has some swooning, others scorning (Patrick May-San Jose Mercury News)
2) Neden Alphabet’in cevabı Goooooooogle mı? (Merve Kara– Webrazzi)
3) Larry Page says he wants his fortune to go to Elon Musk. Alphabet is the next best thing(Dylan Mattews-Vox.com)

İsmail Hakkı Polat’ın yazısı, kişisel blogundan alınmıştır.