CHP üzerinden bir anket siyaseti(!) yapma biçimini tartışmak istiyorum. Çok muhtemel son gelen anket sonuçlarında AKP yüzde 50 civarındaki oy oranını koruyor olmalı ki –tamamen tahmin, bir şey bildiğim yok- CHP Erdoğan’ın ‘dokunulmazlık handikapı’ karşısında ‘evet’ oyu kullanacağını açıkladı. CHP siyaset yapıcıları ya da daha doğrusu yapamayacıları, basit ve yanlış yöntemleri ile madem ‘milliyetçi’ siyaset ve söylem, bu kadar ve hala etkili zaten bizden neredeyse hiçbir zaman vazgeçemeyecek seçmen üzerine AKP’den sıtkı sıyrılan ‘milliyetçi’ oyları alarak iktidar koalisyonuna dahil olabiliriz’ diye düşünüyorlar. Çünkü anketten çıkan soru-cevap ve analiz sonuçları bunu gösteriyor ve bu bilimsel(!) istatistik sonuçlar karşısında uygulanması gereken taktik bu olmalı diye düşünüyorlar… Her açıdan yanlış bir taktik bu.

Öncelikle diyelim ki bu doğru. Yani 7 Haziran sonrası üstüne eklenen milliyetçi oylar ile AKP tek başına iktidarda. Bu oylar, şiddet ve savaş politikası sürdüren Erdoğan’dan neden vazgeçsin? Ya senin daha fazla şiddet önermen gerekir ya da zaten yapanı var olduğundan bir ara vazgeçtiği dönemi, ‘müzakere sürecini'(!) eleştirmen gerekir. Diyelim böyle yaptın… O zaman neden bu oylar, neredeyse her zaman şiddeti savunan MHP’ye değil de sana dönsün? Yani bu ‘savaş’ söylemi sana ne kadar oy kazandırır? CHP’yi biraz yakından izlemeye çalışanlar farkında olmalı ki bu yalpalama zaten CHP üzerinde açıkça görünüyor. Ve zaten bu tutarsızlığı çok açık gören saray danışmanlarının iddia deneyimlerinden edindikleri ‘handikap’lı dokunulmazlık önerilerinde de bu var. CHP buna ya destek verecek ve böylece AKP’nin kuyruğuna takılacak ya da ‘hayır’ diyecek ve ‘terörist’lerle bir araya gelmiş olacak. İki tarafı saraylı-savaşlı bir değnek bu.

Buna karşı ‘evet’ taktiği Kılıçdaroğlu’nun CHP iktidarı için de manasız. Çünkü bunu başından beri savunan Baykal, diğer tarafta ‘yangın anında kırılacak’ köşede hazır bekliyor. ‘Ülke menfaatleri gerektirirse AKP’li olacak kadar’ menfaatperver biri zaten hazır o tarafta. Bu yüzden çok muhtemel saray danışmanları kıs kıs pardon katıla katıla gülüyorlardır. Sırf bu yüzden bile değneğin savaşlı kısmını mutlaka bunu hak eden Baykal’a bırakmak taktiksel olarak doğrudur. İzmir’i kaybetmemek stratejisi üzerine kurulu, birkaç kırılmaması gereken belediye başkanı üzerinde yürüyen CHP içi iktidar siyaseti ile nereye kadar gidebilir parti içi Kılıçdaroğlu iktidarı?

Bunlar ‘anketler ve istatistikler’e göre bile yanlış taktikler ama zaten esas mesele anket ve istatistiklere göre politika yapılmasının saçmalığıdır. Anketler ve istatistikler hiçbir zaman hakikati vermezler. Çok sayılı olanın, çok bilimsel olduğunu, zannetmek, bilimi dahi hesap makinesinden ibaret sanmaktır. Bir adamın kafası fırında bacakları buz kalıbının içinde olduğunda yani bir yandan yanar bir yandan donarken istatistiki olarak ortalama bir ısıdadır. Bu yüzden özellikle sayılar ile insanları anlatabilmek mümkün değildir. Belki yönlendirebilirsiniz ama hakikati anlatamazsınız. Sadece hakikati değil başka bir şeyi de anlatamazsınız. Bunu anlatmam için ‘bilimsel’ örnekler vermem de gerekmiyor. Henüz bilgisayar programları yeni yeni çıktığında spor programlarında boy gösteren spor istatistikçileri ve istatistik vermeye bayılan futbol anlatıcıları atılan şut ve taç sayısını henüz söylerken, hiç şut ve hatta taç bile atmamış birisinin gol attığını görmüş olmanız bile bunu kanıtlamaya yeter ve bu yüzden futbol daha çok hayatı andırdığı için çok seyredilir. Bu nedenle anketler, en fazla verse verse manipule edilmiş kitle fikri verir. Bunun manası başka bir politika arzuluyorsanız, samimi olduğunuz ya da işinize geldiği için, niyetin ne olduğu çok bir şeyi değiştirmez. Bu sonuçları değiştirecek başka bir politika uygulamak zorundasınız.

Özellikle dış politikada çökmüş bir Erdoğan rejimi karşısında sadece barışın yanında duruyor gibi yapmak bile CHP’yi koalisyon ortağı yapar. Tekrar edersem yukarıda söylediğim gibi tersi zaten her halükarda sizin aleyhinizedir. Tabii ki CHP’nin rejimden kopuşunu filan hayal etmiyorum. Ancak son günlerde sıkça alıntıladığım Badue’nin dediği gibi ‘Siyasi düşünme şeylerin egemen halinden her zaman kopar. Kısacası devletten kopar… bir yer değiştirme bir yolculuk talep eder.’ Yani CHP en azından barışa doğru böyle bir yolculuk ile Erdoğan rejiminden bir kopuşu gerçekleştirebilir. İronik olsun diye söylemeliyim bütün anketlerin gösterdiği gibi en azından yüzde 50’ye yakını böyle bir yolculuğu talep etmektedir. Bana göre şiddetli bir barış politikası bunun çok daha fazlasını peşinden sürükler.

Son olarak neden böyle bir yazı yazdığıma sorarsanız CHP’nin ne olacağı pek umrumda değil ama barışın olup olamayacağı çok umrumda olduğu için ve CHP olmadan barış olamayacağı içindir…