Dün az kalsın yönetime el koyuyordum baba

Sen hastanede uzanmışken 1948 model kalbinle

biraz kızıl yatağına

Bir gelincik tarlası gibi açıldı gözlerin

hayat dizisinin yeni sezonuna

Dün sabun çiğnedim baba

Demli çayhanelerle sınandım

Rutubetli kayıklarla

Sanki hiç fatura ödemedim

Sanki hiç bisiklete binmedim

Sanki hiç kıra gitmedim

Sanki hiç pişti yapmadım

gibi durdum gökyüzünün gizli dolabında

 

Dün az kalsın ana haber bültenlerine

çıkıyordum baba

Dünyanın cennetin atığı olduğundan

Küresel ısınmadan, tanrıdan filan

Develerin su gördüğünde ağladığından

bahsediyordum

Sırf sen iyi ol diye

Eksik kalan sözlerini yarına tamamlıyordum

 

Dün az kalsın günahlarımla baş başa

bir tatile çıkıyordum baba

Hâlâ o andaydım

Ses çıkartan yüzün

Tan saçan saçların

Göğsünde patlayan bir çiçek vardı

Fakat geri tepmişti yazgının tüm silahları

Sen bir atardamar atımıyla var oldun bir daha

 

Yalnızca;

Masmavi bir öğle sonrasına uzanmayı özlüyordun