TKP adayı Güler’den mesaj: “Boyun Eğme”

Yerel seçimlere sadece 1 hafta kaldı. Bu süreçte ön planda olanlar genel başkanlar ile büyük partilerin büyük şehir adayları. Oysa belki seçimde iddiası olmayan ama bu süreçte anlattıklarıyla dikkat çeken pek çok aday var. Bunlardan biri Türkiye Komünist Partisi İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Aydemir Güler.

Üniverzete ekibinden Fırat Alkan, Kaya Görgüner ve Okay Arda, Güler’le Sosyalizme karşı oluşan önyargıları, yerel seçimleri ve Gezi sürecini konuştular.

Kaya: Türkiye’deki Sosyalizm itibarsızlaştırıldı,buna en büyük örnek sizin darbelerden beri süre gelen bir süreçle ‘gomünist’ diye biliniyor oluşunuz. Bu yaftalamanın sebebi nedir? Bu önyargıyı yıkmakta sosyalistler yetersiz mi kalıyor ?

Önyargı aslında Türkiye’ye özgü değil. Tüm kapitalist dünyada yeşertiliyor. Bu, karşı tarafın -kapitalizmin- bizi yıkmak üzere yürüttüğü ideolojik bir mücadele.Türkiye’de bu çok sakil bir biçim aldı, onların tabiriyle “edep dışı” argümanlarla yürütüldü yıllarca. Yenenler de yenilenlerin arkasından olabilecek en ağır şekilde konuştular; Türkiye’nin özelliği bu.Bunun karşısında komünist hareket dirençli durabildi mi? Tabii ki hayır. Avrupa’da bu durumu kırmış bazı ülkelerde güçlü, köklü ve işçi sınıfını temsil eden meşru komünist parti geleneği var ama bizim gibi geç kapitalistleşmiş ülkelerde komünizm tarihte defalarca yenilgiye uğramıştır. Ben bunu tarihi bir mücadele olarak görüyorum ve bu mücadelede komünistler bunun gibi bir değil defalarca yenilgiye uğradılar.

Fırat: Solculara karşı kamuoyunda oluşmuş bir yargı var. Çok ve etkili konuşurlar ama icraata gelince topallarlar. Bu yargı doğru bir yargı mı?

Tamamen yanlış bir yargı. Türk şiirinden Nazım Hikmet’i çıkarın, ne kalacak geriye? Kalır tabii ki ama Nazımsız olmaz. Aziz Nesin’i çıkarın olur mu yani, nereye çıkarıyorsunuz? Örnek çok. Ama şu var, öyle bir birikim var ki Türkiye’ de ve bu, han hamam yapmak meselesi değil; Türkiye’nin oluşan bir entelektüel aklı, kültürel hayatı var ve burada herhangi bir ideolojik akım değil, çok iddialı söylüyorum öncül akım komünistlerdir. Örgütlü bir komünist siyasi hareketten bahsetmiyorum. Komünizmin dünya görüşünden beslenmiş aydınların emeğidir bunu yapılandıran. Bunu görmezden gelip ‘Çok konuşurlar, iş yapmazlar’ diyorlar. Evet, han hamam çıkaramayız ama kütüphanelere sığdıramayacakları kadar kitap çıkarırız.(gülümsüyor)

 “TÜRKİYE’NİN AKP ANAYASASINA SIĞMAYACAĞI HAZİRAN DİRENİŞİNDE KANITLANMIŞTIR”

Kaya: Peki, bu durumda kendinize ve partinize yöneltilen eleştirilere zaman zaman katıldığınız, haklı bulduğunuz oluyor mu ?

Bir eleştiri değil de durum saptaması olarak “etkisizsiniz” diyorlar. Şimdi etkili olmak için eğer kimliğimizi değiştirmemiz gerekecekse kusura bakmasınlar yani, niye değiştirelim? Bu, etki kazanmak değil, kendini hırpalamaktır; öyle bir yola girmeyiz. Onun dışında TKP’ye yöneltilen eleştiri değil ama bizim sol dönemde kuvvetli olduğumuz taraflar da var, öte yandan zayıf olduğumuz taraflar da var. Kuvvetli olduğumuz taraf, biz geçen sene “AKP’nin öncülük ettiği anayasa, bir demokratikleşme sağlar mı sağlamaz mı?” sorusunu tartışıyorduk. Bu, sağda da, solda da tartışılıyordu. Türkiye’yi AKP anayasasına sığdıramazsınız ve bu patlar dedik ve bu patladı. Bunu öngören TKP tezidir ve bu Haziran direnişinde kanıtlanmıştır. Öbür taraftansa biz, ortaya çıkan bu hareketin kimi özelliklerinden öğrenmemiz gerekenler olduğunu anladık.

Fırat: Buradan çıkarılması gereken ders neydi ?

Bu hareket öyle ilginç biçimler alıyor ki son derece özgürlükçüydü ama Türkiye böyle bir toplum değildi. Biz, Türkiye’nin tarihine baktığımızda Türkiye’nin yaşadığı aydınlanmanın yarım yamalak olduğunu düşünüyorduk. Ama sanki Türkiye’nin arkasında olağanüstü aydınlanma geleneği varmış gibi bir halk aydınlanması dağı taşı sardı. Son olarak da Berkin Elvan’ın cenazesinde çok yoğun bir polis saldırısı ve yüz binlerce insanın birbirini kolladığını görüyorsunuz. “Aman yavaş! Biri yere düşmesin, zarar görmesin!”, biz bunu Gezi’de kazandık. Bu, çok büyük bir değerdir. Bu dayanışma, kardeşlik duygusu, birbirine sahip çıkma, beraber olma durumu Türkiye toplumunda yayılıyor ve bunun daha da güçlenmesi lazım.

33  111  22

“AKP’NİN YAPTIKLARI ÜZERİNE SOĞUK SU MU İÇECEĞİZ?”

Kaya: CHP yıllardır yaptığı klasik ulusalcı siyasetten uzaklaşıp birleştirici bir siyaset çağrısı yapıyor, bunu samimi buluyor musunuz?

Hayır! Yani şu nedenle hayır; bazı sorular bu şekilde etrafından dolaşabilinecek sorular değil. Kent meselelerinde ortada bildiğiniz suçlar var; suç yani, bildiğin suç! İstanbul açıkça katlediliyor, kimsenin özel mülkü olmayan kamusal değerler yok ediliyor. Suç suçtur. Siz şunu diyebilir misiniz, “Adamı öldürmüşler ama adam öldü artık yahu ne yapalım”. Katil aramızda dolaşabilir mi? Bu mümkün müdür? Bunun hesabının sorulmaması vicdana sığar mı? Şimdi CHP’nin buna cevap vermesi lazım. AKP’nin yaptıklarının üzerine soğuk su mu içeceğiz yoksa geri çevirmeye, halkın malını halka iade etmeye, kentleri yaşanabilir hale getirmeye mi çalışacağız? Şimdi bu cevaplanmadan, kim neyi birleştiriyor? Siyasal alanda da bu böyle. Şimdi bana sorarsanız CHP’nin birleştirici imajını pekiştirmek için önce bir bölmesi lazım, yani AKP’nin fişini çekmesi lazım. AKP’nin meşruiyeti yok. Cinayetler ve yolsuzluklar soruşturulmayacak; Atatürk Orman Çiftliği, 3. Köprü, 3. Havalimanı konularında yargı kararı uygulanmayacak ve siz Meclis kutsaldır diyeceksiniz. Hayır, bu Meclisin nesi kutsal?

Fırat: Sarıgül özellikle söylemlerinde AKP’li seçmene çok vurgu yapıyor ve onlardan oy istiyor. Bu, aktif siyasette de işe yarar gibi gözüküyor. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? Mesela siz AKP seçmeninin size karşı bir sempati duymasını, onları kendinize doğru çekmeyi ister misiniz?

Bu zaten yer yer oldu. Mesela Gezi’de gayet de bize düşmanlaştırılmaya çalışılan kesimlerin, “Türbanlı bacılarıma saldırdılar” serzenişlerine rağmen türbanlı kadınların bizimle yürüdüğünü gördük. Elbette milyonlarcası orada değildi ama aynı görüntü Berkin Elvan’ın cenazesinde de vardı. Bu insanlar belki daha önce AKP’ye oy vermiş insanlardı bilmiyorum ama şimdi Türkiye’de milyonlarca insanın oyunu alan bir partiden bahsediyoruz. Bence bu siyasi parti Türkiye’den tasfiye edilmesi gereken bir akımı temsil ediyor. Ama oyunu aldığı bir kitlenin tasfiyesi söz konusu olamaz tabii ki, o insanlar bizim halkımız. Zaten onlar hırsız olanlar değil ,onlar hakkıyla çalışıp geçinmeye çalışan insanlar.

Okay: Muhafazakar kesimin kaygılarından biri de alternatif bir iktidar yapısının üretilememesi ve muhalefetin yetersiz olması. Buradan nem kaparak AKP seçmeni istikrarın bozulmaması için AKP’de ısrar etmeye devam ediyor. Bu görüş nasıl kırılabilir?

AKP seçmeninde bu görüşün şu anda kırıldığını düşünüyorum. 30 Mart’ta da AKP’nin çakılacağını düşünüyorum. Bunun başka bir seçeneği yok. Şöyle bir açıklamanın yararı olursa onu da söyleyelim, AKP bir rant dağıtma mekanizması kurdu. Bu rantın kremasını birkaç aile yiyor ama o ziyafet sırasında etrafa o kadar çok lokma saçıyorlar ki, bu yoksullaşmış, emeklilik hakkı gasp edilmiş, sağlık sistemi paralı hale gelmiş, çocuğunu okulda okutması bir kabusa dönüşmüş bu insanlar o lokmalara mahkum kalmayı bir kurtuluş yolu olarak görüyorlar. Bu, ölümü gösterip sıtmaya razı etme taktiği. Bunu sadaka gibi dini bir ambalaja sokuyorlar. Sadaka ayıp bir durum, insanın hakkı var yahu, ne sadakası! Hakkın kalsın ama sen bu İslami anlayışın bir parçası ol. Bunu böyle bir ambalaja da sokunca çarklar bir süre döndü ama ben bunun kırıldığını düşünüyorum. Şu bir deliliktir, yani bu olmaz; ortada insanların akıllarında tutamayacağı yolsuzluk rakamları uçuşuyor. Yani AKP’nin birçok oyu yoksul kesimden geliyor ve bu duruma “Helal olsun, bu yola devam!” denmesi imkansızdır.

Bu söyleşi zete’nin genç dergisi üniverzete’den alınmıştır 

TKP adayı Güler’den mesaj: “Boyun Eğme”