Citron: İlk Konser İlk Heyecan

İsimleri Fransızcada ‘limon’ anlamına gelen, 2012 yılında şimdiki haline bürünen ve çoğunlukla Alternative, Funk Rock, Blues, Blues Rock ve Rock’n Roll tarzlarda, bazen de ‘kafasına göre’ çalan Citron’la üniverzete konuştu; muhabbet muhabbeti açtı…

Defne TÜTÜNCÜ

Citron grubunun ilk konserine ev sahipliği yapan Shaft, 1999 yılında Jazz ve Blues dinleyici kitlesine ulaşmak amacıyla kurulup, 2002 yılı itibarıyla bu kitlesini genişletip Rock ve Hard Rock dinleyicilerine de hitap etme kararı ile yola devam etmiş. Shaft amatör gruplara da sahne açarak, gönüllerde taht kurma adaylığını da koymuş bile. Ayrıca Shaft sahnesinin Yavuz Çetin’i de ağırlamış olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

Bilirsiniz müzik gruplarının samimiliği öyle çok sık rastlanan bir durum değildir. Çoğunlukla enstrümanlarına odaklanmış, şarkının içinde kaybolmuş müzisyenlerle karşılaşırız. Tabii ki enstrümana odaklanmadan çalmak mümkün olmasa gerek ama önemli bir konuyu unutmamak lazım, o da izleyicilerle iletişimi koparmamak. İşte Citron’da dikkatinizi çekecek olan bu. Citron izleyici ile iletişimi koparmıyor, böylelikle de herkes daha çok keyif alıyor. Geniş repertuvarları her türden dinleyiciye hitap ederken, her bir grup üyesinin başarısı, becerisi de gözlerden kaçmıyor. İlk konserini veren Citron, izleyenler tarafından tam puan almışsa hiç şaşırmayız. Grup üyeleri ile gerçekleştirdiğimiz röportaj, Citron’u tanımak için iyi bir başlangıç olabilir:

Öncelikle grubun ismiyle başlayalım. Citron isminin oluşum hikayesinden biraz bahseder misiniz? İsim tek bir kişinin fikri miydi?

Deniz Aydın: Grup ilk kurulduğu zamanlarda eski üyeler arasında bir limon muhabbeti sonrası grubun ismini Fransızca limon anlamına gelen “Citron” koymaya karar verdik. Çok da iyi çok da iyi güzel oldu “Citron”. Grubun şimdiki halinde de seviliyor isim, sıkıntı da yok pek.

Grup oluşturma fikri nasıl ortaya çıktı? Bir de merak ettiğim şey, birbirinizi tanıyor muydunuz? Yani ne kadar eskiye dayanıyor bu grup?

D.A: Grubun gitaristi Cem ile lise zamanından beri tanışıyoruz, onun sayesinde diğer gitarist ve kurucu eleman olan Erdem ile tanıştım. Bana zaten o aralar bir grupta olduklarını, müzikle uğraştıklarını söylemişlerdi, Cem de arada sırada gerek olunca konserlerde gitarist olarak çıkıyordu. Daha evvel hazırlıkta tanışmış olan Birtan, Emre ve Erdem diğer arkadaşlarıyla bir müzik grubu kurmuşlardı ve ben de hevesli bir basçı olarak onlara ihtiyaçları olduğunda katılacağımı belirttim. ‘Bıyıklı adam’ olan vokalimiz Birtan’ın doğum gününde Emre ve Birtan ile tanıştım, aramızda oluşan ve erkeklere has hani o romantik olmayan ama çılgın elektrik sayesinde birbirimizi epey sevdik, seviştik. Birkaç hafta sonra gruba katıldım ve hunililer gibi eğlendik. Grubu oluşturma fikri de iyi anlaşan birkaç sapın eğlenmek ve eğlendirmek amacıydı bildiğim kadarıyla. Bu arada yeni baterist geldi Mert, manyak çalıyor mutlaka dinleyin onu. Ben de iyiyim.

Müzikle ilgilenmeye nasıl ve ne zaman başladınız? Beğendiniz, ilham aldığınız sanatçılar var mı?

Emre Erginsoy: Müzikle ilgilenmek genel bir tanım. Sanırım ilk dinlediğim ninniden beri iyi bir müzik dinleyicisiyimdir. İlkokuldaki müzik eğitimleri de bu işin eğitim olarak başlangıcı sanırım. Ama severek ve kendimi vererek bir enstrüman çalmaya, müzik yapmaya başlamam liseye başladığım yıllara denk geliyor. Beğendiğim çok fazla sanatçı var, ama Jamiroquai ve Beady Belle en beğendiklerim ve dinlemekten pek vazgeçmeyeceklerim arasında. Çalmaya başlamadan hemen önce dinlediğimde tercihimi tuşlu çalgılardan yana kullanmamı sağlayan, bana ilham verenler: Keith Jarrett, Herbie Hancock, Aydın Esen, Kenny Kirkland ve Brad Mehldau gibi piyanistler.

Müziği tek kelime ile anlatmanız gerekseydi nasıl anlatırdınız?

Cem Kimverdi: Türkçe karşılığı “Ruh Hali” olan bir kelimeyle: “Mood”. Aslında ingilizcesinden anlamak daha kolay. Zaten bir müzik terimi olarak da kullanılır. Müzik insanların ruh halini anında değiştirebilen, bazı durumlarda da o ruh haline eşlik eden bir sanat türüdür. Yazılı ve görsel sanatlardan çok daha hızlıdır. Bir şarkının temposu ve ilk iki vuruşu sizin modunuzu değiştirmeye yetebilir. Hayatınıza bir film “soundtrack”i tadında eşlik edebilir. Neşenize neşe de katabilir. Kitap okumayan olabilir, resimle ilgilenmeyen olabilir, ama müzikten hazzetmeyen insan yok denecek kadar azdır. O yüzden de ruh halimizi etkilemede bu kadar etkili olduğunu düşünüyorum.

İleriye dönük planlarınız neler, nasıl ilerlemeyi düşünüyorsunuz?

Birtan Şengüler: Sanırım müzik açısından ileriye dönük ortak bir planımız yok. Birlikte çok eğleniyoruz. Bizi dinlemek için gelenlerin de eğlendiğini düşünüyoruz. Çok güzel geri dönüşler aldığımız oluyor. Ayrıca hepimiz bir yandan üniversite eğitimine devam ediyoruz. Kısacası eğlendiğimiz ve yorgunluktan ölmediğimiz sürece birlikte çalmaya, eğlenmeye devam edeceğiz.

İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Defne Tütüncü’nün söyleşisi, zete’nin genç dergisi üniverzeteden alınmıştır.  

 

 

 

 

Citron: İlk Konser İlk Heyecan