AKP’nin “bu sefer de” gidip gitmemesi meselesi…

Propaganda savaşlarında üstün olan sandığı da kazanacak. Ve tartışmalar bu eksende sürdüğü müddetçe Türkiye demokrasisi bir adım ilerlemeyecek.

30 Mart’ta sandıklar kurulacak, 50 milyonu aşkın seçmen oy kullanacak.

2014 Cumhurbaşkanlığı ve 2015 genel seçimleri, 30 Mart üzerinden değerlendirilecek. Her halükarda bir erken genel seçim olabilir. AKP beklediği alt sınırın üzerinde oy alırsa erken seçime giderek bu oyları halihazırda “kullanmak” isteyebilir. AKP, psikolojik eşik olan yüzde 40’ın altına düşer ve iki muhalefet partisinin toplam oyu AKP’yi geçerse erken genel seçim çağrıları yine yapılabilir.

Bu arada, seçim sürecine girilirken Türkiye siyaseti üzerinde yine karabulutlar esiyor ve neyin ne olduğu anlaşılmıyor. İnternete düşen son ses kayıtları sahte mi, gerçek mi? Bunları kim sızdırıyor? Bugüne kadar “Alo Fatih” kayıtlarının gerçekliğini yalanlamayan Erdoğan, oğlu ile konuştuğu iddia edilen kayıtların montaj olduğunu söyledi.

Telefon kayıtlarını kimlerin sızdırdığına dair herkesin kuvvetli tahminleri var ama hiçbiri somut verilere dayanmıyor. Bu ses kayıtları niçin seçimlere bir-iki ay kala servis ediliyor? Dershane tartışması ile ayyuka çıkan Cemaat-AKP kavgasından sonra tüm bunların yaşanması tesadüf mü? 12 Haziran 2011 seçimlerinin ardından 3 Temmuz 2011’de başlayan “Şike Soruşturması”, bugün açığa çıkan ses kayıtları gibi Cemaat tarafından belirlenen “stratejik” bir tarih mi? 3 Temmuz soruşturması seçimlerden önce yapılamaz mıydı? Bunlar akıllara gelen “masum” sorular.

“Müzmin muhalifler” tarafından yıllarca dile getirilen “cemaat çetesi”, AKP tarafından da kabul edilmiş durumda. Kemalist rejim taraftarlarının Fethullah Gülen hakkında sarf etmedikleri sözler Tayyip Erdoğan’ın ağzından çıkıyor. Tüm bunlar seçimlere nasıl yansıyacak? 22 Temmuz 2007 kadar hayati öneme sahip seçimlere giden AKP, en büyük destekçisi olan Cemaati kaybetmiş durumda. Peki, tabanda bunun bir karşılığı var mı? “Cemaati kaybetmek” yalnızca seçmen kitlesi olarak değil, ülke içindeki medya gücü olarak da büyük bir kayıp AKP için.

Bugünlerde Gezi protestolarını andıran “yeni hareketlenmeler” görüyoruz İstanbul, Ankara ve İzmir’in merkezlerinde. Seçim öncesi büyük kitlelerin protestosuyla karşılaşmak “moral açıdan” bir zafiyet oluşturabilir bir iktidar partisi için… 2007 seçimlerinden “şerbetli hale gelen” AKP, meydanların kalabalığına aldanmayacak kadar siyasi hafızaya sahip. Gezi sürecinden itibaren milyonlarca insan AKP’ye karşı isyan halinde. Muhtevası 2007 ile aynı mı? Değil gibi gözüküyor. 2007’de “Atatürk Cumhuriyeti elden gidiyor” deniyordu. Bugün ise özgür basın, bağımsız yargı, hukuk devleti isteniyor. “Geçmiş günler” yâd edilmiyor.

Olayların nasıl algılandığı çok önemli. AKP kendi açısından bunu başarıyla yürüttü bugüne dek. Gezi olaylarını “camide içki içmeye”, “başörtülü bir kadına saldırmaya” indirgedi. Kısmen başarılı oldu da diyebiliriz. Son ses kayıtları hakkında halkı nasıl ikna edecek? Yeni mitler üretebilecek mi? Seçim sonuçlarını biraz da bu etkileyecek. Propaganda savaşlarında üstün olan, sandığı da kazanacak. Ve tartışmalar bu eksende sürdüğü müddetçe Türkiye demokrasisi bir adım ilerlemeyecek.

* Oğuzhan Karakaş; Bilgi Üniversitesi öğrencisi 

 

 

AKP’nin “bu sefer de” gidip gitmemesi meselesi…