TÜRKİYE

Bahçeli, grup toplantısında Irak ve Suriye’deki gelişmeleri değerlendirdi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Musul'un Türkiye'nin sorunu olduğunu belirterek Misak-ı Milli maddelerini hatırlattı. Bahçeli ''Musul bizim sorunumuzdur, Halep bizim ana meselelerimizden birisidir. Cumhurbaşkanı Misak-ı Milli hatırlatması yapmıştır ki, hakkı vardır. Bu ecdad yadigarı Türk topraklarını oyunlarla gasp edenler, anlaşma ve terörist saldırılarla bizleri oyalayanlar tarihe karşı suç işlemişlerdir. Musul ve Kerkük fiziken değilse bile vicdanen, kalben ve manen vatandır, Türk vatanın gözü yaşlı parçalarıdır. Buralarda hangi taşı kaldırsak altından 'Ne Mutlu Türküm Diyene' seslenişi duyulacaktır'' dedi. Read More

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında konuştu. Devlet Bahçeli, Musul’un IŞİD’den alınması için başlatılan operasyona ilişkin Irak Başbakan’ı Haydar El Abadi’nin açıklamasını eleştirdi.

“Irak’ın Türkiye’ye karşı uyguladığı gerilim politikası muhataplarını mahcup edecek, varsa yüzlerini kızartacaktır”

Bahçeli, “Abadi, Musul’a sadece Irak ordusunun ve polis güçlerinin gireceğini ileri sürmüş, özellikle ülkemize hadsizce durum ve pozisyon hatırlatması yapmıştır. Irak’ın Türkiye’ye karşı uyguladığı gerilim politikası öncelikle muhataplarını mahcup edecek, yüzleri varsa kızartacaktır. Musul’u, bir avuç IŞİD’li çapulcunun eline bırakıp kaçan sanki kendileri değilmiş gibi konuşan Abadi ve yandaş kümesinin komşuluk hukukuna riayet ve hizmet etmediği ortadadır. Bunlar hem kel hem foduldur. Türkiye’nin Irakla olan sınır uzunluğu 350 km’dir. Bundan daha mühimi, Musul’un, Musul’da yaşayan kardeşlerimizin varlık ve çıkarlarını müdafaa etmek ülkemizin en tabii hakkı ve boyun borcudur. Bağdat yönetiminin bundan gocunması abesle iştigaldir. Başbakan Abadi ve yönetiminin Türkiye husumetini hazmetmek, vakay-i adiyeden görmek eşyanın tabiatına da aykırıdır” diye konuştu.

“Türkiye meşru müdafaa hakkını kullanmak durumundadır”

Musul operasyonunda üç cepheden IŞİD’in kıskaca alındığını, Zertek Dağı’nda ABD’li askerler ile peşmergenin birlikte hareket ederek çarpışmaya katıldığını bildiren Bahçeli, Musul kent merkezine 20 km uzaklıkta bulunan Başıka’ya konuşlanan ABD’li askerler IŞİD hedeflerini obüs atışlarıyla vurduğunu anımsattı.

Operasyon kapsamında ABD ve Fransa’ya ait savaş uçaklarının IŞİD mevzilerini bombaladığını belirten Bahçeli, IŞİD’in boş durmadığını, düzenlediği intihar saldırısında 70 Iraklı askerin hayatını kaybettiğini anımsattı. Bahçeli operasyona ilişkin şunları söyledi: “Musul operasyonun başını ABD çekmektedir. Kara gücü olarak planlanan askeri varlığın sayısı 36 ülkeden katılımlarla birlikte 30 bini bulmaktadır. Hatta ABD ve İran arasında yapılan anlaşmaya göre PKK’lı teröristlerle birlikte Haşdi Şabi milislerinin de Irak ordusu çatısı altında operasyona katılacakları iddiası gündemdedir. Bu nasıl bir ittifaktır? PKK’nın Musul operasyonunda ne işi vardır? Türkiye’ye ne mesaj verilmekte, ABD ne yapmaya çalışmaktadır? Irak Başbakanı, kendi topraklarındaki yabancı postalları ve terör örgütlerini görmeyip Türkiye’ye Musul’a gelme çağrısını nasıl, hangi hakla yapabilmektedir? Abadi’nin yolu yol değildir. Irak’ta katledilen bir milyon Müslüman’ın faillerine kucak açan Abadi yönetiminin mantığı tıpkısıyla celladına bağlanmış bir köleden farksızdır.

PKK, Musul’un hemen batısındaki Sincar’a yerleşmiştir. Türkiye’nin kapılarını açıp yardım elini uzattığı Ezidilerin sırtımızdan hançer salladıklarını görmemek için kör olmak lazımdır. Başta PKK olmak üzere, Türkiye düşmanlarının Irak topraklarında mevzi elde etmesi ne dostluğa sığacak ne de komşuluk hukukuyla bağdaşacaktır. Abadi kimin nam ve hesabına çalışmakta, kimlere diyet borcunu ödemektedir? Türkiye’yi Musul’dan uzak tutma gayretleri, Başıka’dan çıkması için zorlama çabaları neye ve kimlere hizmettir? Başıka’ya TSK davet edilirken bir şey yoktu da, şimdi mi oldu? Başıka bekamızın kilit noktalarındandır, terk etmek, boşaltıp dönüş yapmak kabus demektir. Türkiye meşru müdafaa hakkını kullanmak durumundadır. Abadi ister kabul etsin, isterse etmesin; büyük devlet olmanın vakar ve haysiyeti bunu gerektirmektedir. Türkmenler katliama maruz kalırken, Türkmeneli’nin demografik omurgası bozulurken Irak ne yapıyor, neyle meşgul oluyordu? Musul üzerinden yürüyen mücadelelerin yalnızca IŞİD’i kovmak olmadığını aklı başında herkes bilmektedir. Barzani aksini söylese de, Musul’daki nüfus yapısının zedelenmesi, etnik ve mezhep dengesinin tersine çevrilmesi bölgeyi tamamıyla ateşe atacaktır.”

“Türkiye, Musul konusunda seyirci kalmamalı, tribünden izlememelidir”

Türkiye’nin Irak’ın toprak bütünlüğüne saygısı olduğuna dikkati çeken Bahçeli şöyle konuştu: “Türkemeneli’ni çaresizliğe terk edemeyiz, etmemeliyiz. Kerkük Türk’tür, Musul, Telafer Türk’ün öz yurdudur. Bize ne işiniz var Musul’da diyenler, ahlaklı ve utanma sahibi iseler, önce kendilerinin ne aradığını açıklamak, netliğe kavuşturmak mecburiyetindedir. Türkiye’nin Irak’ın toprak bütünlüğüne saygısı vardır ve olmalıdır. Komşu komşunun külüne, sesine, nefesine muhtaçtır. Ancak bir süre sonra, BM’nin de öngördüğü şekliyle, Musul’dan mülteci göçü başlayıp sınırlarımıza yığılmalar olduğunda ne olacak, terör tehdidi devam ederse Irak’ı kuklaya çeviren müttefik ülkeler ne diyeceklerdir? Musul’un batısında bulunan Türkmen kenti Telafer’de katliam yapılırsa bunun hesabını kim ya da kimler verecektir? İran’ın tahrikleriyle mezhep gerilimi savaşa dönerse bölge ve dünyanın ne hale geleceğini şimdiden kestiren var mıdır? Türkiye Musul konusunda seyirci kalmamalı, geride durmamalı, tribünden izlememelidir.Ancak bu söylediklerim, savaşalım, çatışalım, inceldiği yerden koparalım, oldubittiye getirelim biçiminde yorumlanmamalıdır.Diplomasinin tüm yolları mutlaka kullanılmalıdır. Musul Operasyonundan kısa süre önce ABD’ye giden Genelkurmay Başkanı’nın görüşme ve müzakere hamleleri zamanlama itibariyle yerindedir.”

“Üst akıl falan tanımayız, takmayız”

Türkiye’nin Irak ve Suriye’deki varlığının toprak kazanmak değil yalnızca nüfuz alanlarını korumak ve güvenliğine yönelen tehlikeleri engellemek olduğunu vurgulayan Bahçeli şu ifadeleri kullandı: “IŞİD en çok Türkiye’ye saldırmaktadır. Bu cinayet örgütünün alçakça saldırıları en başta sınır il ve ilçelerimiz olmak üzere, tüm Türkiye’yi yasa boğmaktadır. Geçtiğimiz Pazar günü Gaziantep’te yaşadığımız tiksinti verici canlı bomba eylemi bunun en son ve somut örneğidir. Türkiye’yi fanusa sokmak, dallarını kesmek isteyenler, boşuna heves etmesin; Musul bizim sorunumuzdur, Halep bizim ana meselelerimizden birisidir. Cumhurbaşkanı Misak-ı Milli hatırlatması yapmıştır ki, hakkı vardır. Misak-ı Milli altı maddelik siyasi ve egemenlik alanlarımızın manifestosudur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Misak-ı Milli’nin sınırlarını 1920 ve 1923’de çizmiş ve şöyle açıklamıştır: ‘Bu hudut İskenderun Körfezi’nin güneyinden, Antakya’dan, Halep ile Katma İstasyonu arasında Cerablus Köprüsünün güneyinde Fırat nehrine ulaşır. Oradan Deyrizor’a iner, oradan doğuya uzatılarak Musul, Kerkük ve Süleymaniye’yi içine alır.’ Şimdi anlaşıldı mı niye Musul, niye Kerkük, niye Halep? Bu ecdad yadigarı Türk topraklarını oyunlarla gasp edenler, anlaşma ve terörist saldırılarla bizleri oyalayanlar tarihe karşı suç işlemişlerdir. Musul ve Kerkük fiziken değilse bile vicdanen, kalben ve manen vatandır, Türk vatanın gözü yaşlı parçalarıdır. Buralarda hangi taşı kaldırsak altından ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ seslenişi duyulacaktır. Musul, Kerkük ve Halep’in sinesi Türk diye inler, Türk’ün ahlak ve hasretini şakır şakır dile getirir. Teksaslı gelecek biz gelmeyeceğiz öyle mi? Londra’dan dün olduğu gibi bugün de, ipini koparıp Musul’a girenler emperyalist iştahlarını tatmin edecek, ne var ne yok sömürüp bir de üstüne fitne ekecekler, biz de oralı olmayacağız, istenen bu mudur? Biz üst akıl falan tanımaz, takmayız. Üstü, altı bilmeyiz; fakat aklı olan varsa ya göle kaçsın ya da kendisine saklasın, belki ihtiyaç duyacaktır. Tavsiyemiz budur. Yalnızca ve yalnızca Türk milletinin aklına, irfanına ve kudretine inanır, kargadan başka kuş tanımayanlara kartal pençesini heyecanla hatırlatırız.”

“YPG’nin şımartılması IŞİD’in değirmenine su taşıyacaktır”

Fırat Kalkanı Harekatı’nın 56’ncı gününde olunduğunu bildiren Bahçeli, YPG’nin hala Fırat’ın batısında olduğunu kaydetti. Bahçeli şöyle devam etti:

“Kaygımız odur ki, IŞİD’in atıldığı yerlere PYD-YPG’nin yerleşmesi bir şeyi değiştirmeyecek, sadece bir terör örgütünün yerini diğeri alacaktır. ABD’nin PYD-YPG’yle ilişki ve irtibatları kesilmeden, IŞİD’e karşı yürütülen operasyonların kalıcılığı söz konusu olmayacaktır. IŞİD, FETÖ, PKK, PYD-YPG Türkiye’nin azılı düşmanlarıdır. Düşmanımın düşmanı dostumdur felsefesi bizim yabancısı olduğumuz bir sapma hali ve sakat bakıştır. PYD-YPG’ye uzatılan her el, verilen her destek polislerimize, Mehmetlerimize sıkılmış kurşun, atılan bomba, döşenen mayındır.ABD’nin buna hiçbir hakkı yoktur. Terör örgütleriyle düşüp kalkmak bir NATO üyesi ülkeye hiçbir şekilde yakışmayacak, uygun düşmeyecektir. ABD’nin YPG’yi kanatlarının altına alıp pis işlerinde kullanması insanlık haysiyeti ve devlet ahlakıyla taban tabana zıtlık içerecektir. YPG’nin şımartılması dolaylı şekilde IŞİD’in değirmenine su taşıyacaktır. Teröristlerin silah ve bombayla beslenip kışkırtılmaları da ters tepecektir.Terör örgütlerinin iyisi kötüsü olamaz. Böyle bir tasnife gitmek terörizme ortak olmak, ön açmak demektir ki, insanlık vicdanında ve uluslararası hukukta bunun tam karşılığı cinayetleri azmettirmektir. ABD’nin, Türkiye’yi terör örgütleriyle aynı kefeye koyma talihsizliğinden, PYD-YPG’yi ülkemize tercih etme hatasından süratle dönüş yapması bölgesel ve küresel istikrara azami katkı verecektir.”

“Ahmak ata binerse bey oldum sanırmış”

Devlet Bahçeli geçtiğimiz haftaki grup toplantısında başkanlık sistemine ilişkin açıklamalarının farklı yönlere çekildiğini kaydederek konuşmalarını tekrarlardı:

“Bunları anlamayan varsa, sözüm söz olsun, heceleye heceleye, yeni baştan alfabeyi öğretir gibi anlatmaya varım ve hazırım” diyen Bahçeli şunları dedi: “AKP’nin stepnesi, koltuk değneği, yedek lastiği, bastonu, kurtarıcı meleği dediler. Başkanlığı saraya altın tepsi içinde sunduğumuzu söylediler. Bindiğimiz dalı kestiğimizi uydurdular. İhanetle verkaça girdiklerini unutup AKP’ye pas verdiğimizi dillerine doladılar. Gizli görüşmeler yaptığımızı dillendirdiler. Arka kapı diplomasisi yürüttüğümüzü ifade ettiler. İmaret yapılmadan öbek öbek dizilen dilenciler gibi karşımıza dizilenler eğer düştükleri denizde yılana sarılıp zehir almadılarsa kesinlikle hakaret ve hezeyanın dibine kadar batmışlardır. Ahmak ata binerse bey oldum sanırmış, şalgam aşa girerse yağ oldum sanırmış, bunların ki tam da budur. Bu şahıslara tavsiyem şudur: Söz biliyorsanız söyleyin inansınlar; bilmiyorsanız susun da alayınızı adam sansınlar. Milliyetçi Hareket Partisi’nin ne dediği bellidir. Hükümet sistemi üzerinde yapılan tehlikeli oynamalar, hukuki temeli olmayan siyasi ve hamasi uygulamalar rejim krizine dönüşebilecektir. Ya filli durum düzelsin, evli evine, köylü köyüne dönsün. Ya da filli durum hukuki boyut kazanarak Türkiye derin bir nefes alsın, hukuksuzluk ve Anayasa ihlalleri son bulsun. Biz millete gitmekten korkmayız. Bunda da mahsur görmeyiz. Ve de Türk milleti ne derse, neye karar verirse baş göz üstüne diyerek gereği neyse seve seve yaparız. Biz ezelden ebede Hakk’ın yolunda, milletin yanındayız.”

“Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olurmuş, biz devrilmeden yola devam edilsin istiyoruz”

Bahçeli, CHP’nin açıklamalarını da eleştirerek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Adında halk olan, halkın partisi olduğunu iddia eden CHP niye celalleniyor, niye rahatsız oluyor? PKK’yla kuytu köşelerde fiskos yaparken, HDP’nin aparatı, PKK’nın siyasi sim kartı olurken bir şey olmuyor da, biz bir teklifle gelince mi kıyamet kopuyor?Hem kaçmak, hem de davul çalmak siyasi ahlaka sığar mı? Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olurmuş, biz devrilmeden yola devam edilsin istiyoruz. Demirin tavında dövüleceğini söylüyoruz.15 Temmuz’dan sonra bambaşka bir Türkiye tablosuyla karşılaştığımızı, çok yüksek risk ve tehditlerle boğuşmak durumunda olduğumuzu üstüne basa basa belirtiyoruz. Hukuksuzluğun bir devlet kaybına neden olabileceğini sürekli vurguluyoruz. Gerçi şunu da biliyoruz ki, CHP’li sözcülere, ekran ve gazete köşelerinde saldırgan tutum takınan zevata ne desek boştur. Çünkü tatsız aşa tuz neylesin, akılsız başa söz neylesin. CHP ve yandaşları düğüne giderler zurna beğenmezler, hamama giderler kurna beğenmezler. Bunlar Milliyetçi Hareket Partisi’ni tanımıyorlar, tanımak istemiyorlar. FETÖ’cüler, mandacılar, bölücüler, Türkiye’nin varlığını çekemeyen mihraklar bir de kendilerine aydınlıkçı diyenler üzüm üzüme baka baka nasıl kararıyorsa, birbirilerini göre göre, duya duya her tarafları zifte bulanmıştır.”

“MHP, parlamenter sistemin revize edilip reforma tabi tutularak devamından yanadır”

Bahçeli, MHP’nin parlamenter sistemin revize edilip reforma tabi tutularak devamından yana olduğunu vurgulayarak konuşmasını şöyle sonlandırdı:

“CHP’nin bu tuzağa düşmesi akla zarar, siyasi geçmişine haksızlıktır. Atlar nallanırken kurbağa ayağını uzatırmış, biz konuşunca devreye girenlerin nifak saçan dillerini telaşla uzatmaları ise sefilliklerini örtemeyecektir. İçleri çıfıt çarşısına dönenlerden öğrenecek bir şeyimiz de yoktur. Bunlara diyorum ki, yağ mı yoğurttan yoğurt mu yağdan çıkar, yakında görürsünüz. Az bekleyin, biraz daha sabredin. Biz şartlar oluşursa, egemenliğin sahibi aziz milletimize herhangi bir sorunun ve muammanın çözümü için müracaat etmekten en ufak tereddüt göstermeyiz. Bu nedenle diyorum ki, pilavdan dönenin kaşığı kırılsın. Zahmetsiz rahmet olmayacağı meydandadır. Gerekirse zahmet çekeriz, çileye katlanırız; ama Türkiye’nin siyasi ve hukuki istikrarı için üzerimize düşeni harfiyen yaparız. Milliyetçi Hareket Partisi parlamenter sistemin revize edilip reforma tabi tutularak devamından yanadır. Ancak milletimize görüşünü sormanın, filli çelişkiyi sona erdirmeyle ilgili müdahil olmasını istemenin hiçbir mahsurlu ve sakıncalı tarafını da görmeyecektir. Yağmur nereye yağsa tarlasını oraya taşıyanlara diyeceğimiz bir şey yoktur, zira onlarla uzlaşma vasat ve vaktimiz de bulunmayacaktır. Türk milletine güveniyorum, AKP’nin Anayasa hazırlığını TBMM’ne getirmesi, ilke ve hassasiyetlerimizi gözetmesi halinde sağlıklı ve makul bir neticenin alınacağına yürekten inanıyorum.” (DHA)

blog comments powered by Disqus