TÜRKİYE

10 Ocak 2017 Salı akşam özeti

10 Ocak 2017 Salı günü yaşanan öne çıkan gelişmeleri sizin için derledik. Read More

Gaziantep Emniyet MüdürlüğÜ’ne silahlı saldırı, bir saldırgan öldürüldü, diğeri kaçtı

İncilipınar Mahallesi Şehit Yusuf Erin Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü önüne saat 15.20 civarlarında gelen 2 silahlı kişi ateş ederek Emniyet Müdürlüğü’ne girmek istedi. Bu sırada Emniyet Müdürlüğü girişinin yaklaşık 50 metre önündeki kontrol noktasında görev yapan polisler, saldırganlara anında ateş açarak karşılık verdi. Yaklaşık 2 dakika süren çatışmanın ardından 1 saldırgan öldürüldü, diğeri kaçtı. Çatışma sırasında hafif yaralanan 1 polis de hastaneye kaldırılarak tedaviye alındı.

Bu arada saldırı sonrası polis telsizlerinden, saldırganlarla birlikte hareket ettiği değerlendirilen 2 araç plakası anons edilerek, bomba yüklü olabileceği uyarısı yapıldı. Anonslarda polislerin kendi can güvenliklerini sağlayarak, bomba yüklü olabileceği değerlendirilen araçların titizlikle takip etmesi istendi.

Özel harekat polisleri, zırhlı araçlarla uzun namlulu silahla bölgede bulunan çok sayıda adrese baskın yaptı. Otopark ve iş merkezlerinin de yer aldığı bölgede yapılan operasyonlarda şüpheli tavırlar sergileyen bazı kişiler gözaltına alındı.

Başbakan Yıldırım’dan MHP lideri Bahçeli’ye teşekkür

Meclis Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin tümünün görüşmelerinde, dün yaklaşık 9 saat mesai yaptı.

TBMM Genel Kurulu’nda, AK Parti’nin anayasa değişiklik teklifinin maddelerine geçilmesinin, 338 oyla kabul edilmesinin ardından Başbakan Binali Yıldırım, oturduğu AKP sıralarından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Genel Kurul salonundaki grup sırasında oturduğu yere giderek, MHP Lideri’ne teşekkür etti. Yıldırım ve Bahçeli, tokalaşmalarının ardından bir süre sohbet etti.

Öte yandan, Meclis Genel Kurulu’nda, teklifin maddelerine geçilmesine dair gizli oylamada, 480 oy kullanıldı. Teklifin maddelerine geçilmesi 338 oyla kabul edilirken, 134 milletvekili ret oyu verdi. Oylamada 2 oy çekimser, 5 oy boş kullanılırken, 1 oy da geçersiz sayıldı. HDP’li milletvekilleri oy kullanmadı. Birleşim, gece yarısı saat 01.22’de sona erdi.

Fırat Kalkanı harekatında kaybolan asker hayatını kaybetmiş

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Suriye’de gerçekleştirdiği Fırat Kalkanı Harekâtı’nda yaklaşık 1,5 ay önce kaybolan Adanalı Astsubay Muhammed Duran Keskin’in cansız bedenine ulaşıldı. Muhammed Duran Keskin’in, ne zaman, nerede ve nasıl şehit düştüğü bilgisi ise açıklanmadı.

Erdoğan: Suriyelilere vatandaşlık vermek için çalışıyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 10 Ocak İdareciler Günü dolayısıyla vali yardımcıları ve kaymakamlarla öğle yemeğinde bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda gerçekleşen yemekte konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uluslararası alanda ve sınırlarımız dışında verdiğimiz mücadelenin başarısının birinci şartı, ülkemizin içini sağlam tutmamızdır. Eğer, biz kendi topraklarımızın içinde huzuru, güveni, refahı temin edemezsek, dışarıda ne sözümüzün bir kıymeti kalır ne de tek bir adım atacak zemin bulabiliriz” dedi.

Türkiye’de 3 milyonun üzerinde Suriyeli ve Iraklının bulunduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başlangıçta kısa süreli bir misafirlik olarak gördüğümüz bu durum, zaman uzadıkça yeni ve daha köklü tedbirleri gerekli kılmıştır. Sınırlarımız içinde yaşayan milyonlarca kişi arasında eğitimi, birikimi, imkânları ve diğer şartları o kadar üst seviyede olanlar var ki, bu insanları bir kenara koymak inanın insani değerler açısından bir ihanet olur. Bu insanlar arasında ülkemize de ciddi katkı sağlayabilecek olanlar var. İçişleri Bakanlığımız bu tür kişilere aileleriyle birlikte vatandaşlık vermeye yönelik şu anda bir çalışma yürütüyor. Eğitimden, sağlığa, soysal güvenlikten mülkiyete kadar pek çok sorunun çözümüyle ilgili yürütülen çalışmalar olduğunu biliyorum. Tabi asıl çözümün Suriye ve Irak’ın yeniden güvene, istikrara, huzura kavuşması olduğu gayet açıktır, bu yönde de çok ciddi gayret gösteriyoruz” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu: Türkiye Cumhuriyeti bir kişiye teslim edilecek kadar onursuz bir devlet mi?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanan 18 maddelik anayasa değişikliği teklifini eleştiren Kılıçdaroğlu, “Gazi Meclis’i itibarsız Meclis haline getirmek istiyorlar. Biz milli kurtuluş savaşını vermiş bir ulusun evlatlarıyız. Nasıl Gazi Meclis’i itibarsız hale getirirsiniz. Cumhurbaşkanına KHK yetkisi veriyor. Devleti istediği gibi düzenleyebilir. Türkiye sürekli olarak OHAL dönemi içine girmiş olacak. Bunu Türkiye hak ediyor mu. Yarın sandığa gittiğimiz zaman ne olacak? Herkes kendi vicdanına sorarak oy kullanmalıdır. Çocuklarının geleceği için, Gazi Meclis için oy kullanmalıdır. Birilerine yalakalık yapmak için oy kullanmak milletvekillerine yakışmaz. Bütçe hakkı bütün parlamentoların namusudur. Her vatandaş vergi verir. O vergilerin nerelere harcanacağına TBMM karar verir. Dünyanın bütün parlamentolarında bütçe hakkı başka bir organa devredilmemiştir. Biz ilk kez böyle bir garabetle karşı karşıyayız” diye konuştu.

Türkiye’nin yönetilemediğini savunan CHP lideri Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Meclisi bir adama, yargıyı bir adama teslim ediyoruz. Bir partinin genel başkanı anayasa mahkemesinin 15 üyesinin 12’sini atıyor bu değişiklik gerçekleşirse. Hem cumhurbaşkanı hem genel başkan tayinini çıkarıyor. Şimdi herkes elini vicdanına koyup şu soruma cevap versin: Bir partinin genel başkanı Anayasa Mahkemesi 12 hakim atarsa o anayasa mahkemesi tarafsız olabilir mi? Güven verebilir mi o mahkeme? HSYK’ya da atama yapabilecek. Ne yapacak? Kimin hakim olacağına onlar karar verecek. Yargı bağımsızlığı olmayacak. Bağımsız yargının olmadığı bir ülkede adalet olur mu? Adalet mülkün, devletin temelidir. Şu anda devlet yok ortada. Teröre ve terör örgütlerine teslim edilen bir devlet var. İstedikleri zaman her türlü eylemi yapıyorlar. Demokratik parlamenter sistem neyimize yetmiyor. Türkiye bir kişiye teslim edilebilir mi? Bu kadar küçük ve onursuz bir devlet mi Türkiye Cumhuriyeti. Kim olursa olsun cumhurbaşkanlığı makamında biz bunlara karşıyız. 15 yıldır almak istediğiniz, alamadığınız bir karar var mı, yok. Her istediğinizi yapıyor parlamentodan geçiriyorsunuz. Bir Allah’ın kulu çıksın desin ki bu değişiklik çıkarsa terör bitecek, medya özgürlüğü sağlanacak, işsizlik bitecek. Vatandaşın cebinde TL bile yok dolarını bozdursun. Senin dünyadan haberin yok. Freni patlamış kamyon gibi gidiyoruz nereye gideceğimiz belli değil. Bunlar Türkiye’yi yönetmiyor ve yönetemiyor, kimsenin derdiyle ilgilenmiyorlar. Tek dertleri başkanlık.”

Meclis’te parlamenter sistemin güçlenmesi için her türlü mücadeleyi sürdüreceklerini vurgulayan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Anayasa değiştiriyorsunuz anayasa hukuku hocalarının sesi çıkmıyor. Parlamentoda demokratik parlamenter sistemin güçlenmesi için her türlü mücadeleyi sürdüreceğiz. Ülkemizi bayrağımızı insanımızı seviyoruz. Demokrasiyi seviyoruz. Demokrasi bizim olmazsa olmazımızdır. Şu anda kimsenin can güvenliği yok. Zor bir sürecin içine Türkiye’yi sokarsınız. Tarihsel olaylara bakın. Herkes aynı şeyi düşünmek zorunda değildir. Farklı düşünceler toplumun dinamiğini oluşturur” dedi.

Ayhan Bilgen: Sizin kirli dedikodularınızın öznesi değiliz

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

Bilgen, HDP’nin Anayasa değişiklik teklifi oylamalarına katılmama kararına ilişkin “Evet oyu vermenin bir yolu var. Ama Hayır oyu vermenin 4 yolu var; ret oyu verirsiniz. Geçersiz oy atarsınız, boş oy verirsiniz ya da ‘biz bu kirli oyunda yokuz’ dersiniz. Bunların hepsi hayırdır. İzin verirseniz nasıl hayır oyu vereceğimizi biz belirleyelim. Biz sizin kirli dedikodularınızın öznesi değiliz” ifadelerini kullandı.

Meclis’te de sokakta da HDP’nin tavrının aynı olacağını ifade eden Bilgen, “Kurtuluş izlemede değildir, kurtuluş yan yana gelmektedir, birlikte mücadele etmektedir” dedi.

Bilgen şu ifadeleri kullandı:

“Dün gece yarısı bir oyun oynandı, bir şov vardı. Dün aslında Türkiye tarihinin çok önemli dönüm noktalarından birini daha, tam bir şov ve meydan okuma havası içinde, bu Meclis yaşamak zorunda kaldı.

Emek ve demokrasi güçleri sözlerini söyleyebilmek için, tepkilerini dile getirmek için Meclis önünde buluşmaya çalıştılar. Ama 15 Temmuz’dan beri herkesi Meclis’e buyur edenler dün Anayasa gibi son derece kritik bir konuda sözlerini söylemek isteyen sendikaların, baroların Meclis önünde buluşmasına izin vermediler. “Milletvekili de olsa süpürün” talimatıyla Meclis’ten uzaklaştırıldılar. Bu tablo Meclis’in çatısı altında neyin kaçırılmaya çalışıldığının bir göstergesi aslında. Halktan bir şey kaçırmıyorsanız, halkın Meclis’in önünde seslerini duyurmaya çalışmalarından neden korkuyorsunuz?

Dün Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş’ın TBMM Başkanlığına bir başvurusu vardı. Oy kullanmak, yasama faaliyetine katılmak istediğini ifade etti. Ama oturumu yöneten başkan duymazlıktan geldi. Daha utanç verici olan, partiler adına konuşan sözcüler de sanki 11 milletvekili cezaevinde değilmiş gibi duymazlıktan gelmeyi tercih etiler. Peki, siz duymazlıktan geldiniz diye, siz siyasi ahlakı bitirdiniz diye biz de mi arkadaşlarımız unutacağız sanıyorsunuz? Biz de mi onlar tutuklu değilmiş gibi davranacağız sanıyorsunuz?

Oy kullanılan kabine 3 milletvekili birlikte girip oy kullanıyorsa, bizim diyebilecek bir şeyimiz yok. Birileri, milletvekili iradesi üzerinde baskı kurmayı anayasa yapmak sanıyorsa, bunun böyle olmadığını ilk günden görecekler. Bu anayasa değişikliği, hem içeriği hem de topluma sunulma biçimi açısından Evren anayasasından fazla bir meşruiyete ulaşamayacaktır. AKP’li milletvekilleri “Evet” oyu verdiklerinden emin olamadıkları için, evet oyu verdiklerini izlemek üzere kulübeye bir kişi, sonra izleyenin doğru izleyip izlemediğini kontrol etmek için bir kişi daha yerleştiriyor. İşte bu çatı altında demokrasi bu düzeyde.

“Evet” oyu vermenin bir yolu var. Ama Hayır oyu vermenin 4 yolu var; Birisi, girersiniz, ret oyu verirsiniz. İkincisi, bilerek geçersiz oy atarsınız. Üçüncü seçenek, boş oy verirsiniz. Dördüncü seçenek de “biz bu kirli oyunda yokuz” dersiniz. Bunların hepsi “hayır”dır. İzin verirseniz nasıl “hayır” oyu vereceğimizi biz belirleyelim. Biz sizin kirli dedikodularınızın öznesi değiliz, olmayacağız. Bu halk bizi ne için gönderdiyse, onun gereğini yapmayı, ilkeli ve tutarlı siyasetin bir gereği olarak görüyoruz.

Fil Suresinin Müslümanlar için verdiği bir mesaj vardır: Kuşlar filleri yenebilir. Sizler tanklarla, toplarla bu halkın özgürlük talebini asla yenemeyeceksiniz. Bunu Kuran’dan öğrenmediyseniz hayatın gerçeğinden öğreneceksiniz. Siyasetteki kokuşma, yozlaşma, siyasi partilerdeki ilkesiz, tutarsız tutum; bir yerlerde alınan kararları topluma dikte etmenin aracı haline geliyor.  Biz bu kokuşma içinde kararlı biçimde değerlerimizin mücadelesini verirsek bizler kazanacağız, Türkiye kazanacak, Ortadoğu halkları kazanacak.

Siyasette ilkeli olmak hem siyasi etik hem de demokrasi meselesidir. Bugün Türkiye’de siyasetin ayakları yerden kesilmiştir. Dün akşam izlediğimiz oyunla, bu bir kez daha görülmüştür. Bu ülkede 11 milletvekili tutuklu, yasama görevleri devam ettiği halde, oy kullanma hakları olduğu halde diğer partiler bunu kendisine dert etmiyor. Bir başbakan çıkıyor kürsüye, kendisine verilen görev, başbakanlığın ne kadar gereksiz bir makam olduğunu anlatmaya çalışıyor. “Başbakana ihtiyaç yoktur” diyor. Bir başbakan, henüz Meclis’te oylama bitmemişken, referandum henüz kesinleşmemişken veda konuşması yaptı. “Artık bana gerek yok” gibi bir sürü gerekçe saydı. Kendi mesleği gemicilik olduğu için “Bir gemiyi iki kaptan yönetemez” diyor. Ama başka bir örnek var, daha uygun bir örnek: Bir ipte iki cambaz yürümez.

Dün gece oylaması yapılan şey, bu Meclis’in feshedilmesidir. Meclis’in denetim işlemini yapmamasıdır. Meclis’in partili Cumhurbaşkanı tarafından dizayn edilmesidir. Demokrasi adına da, ülke yararına da çıkan hiçbir şey yoktur bu anayasa değişikliğinde.

Dün kavga ettiğine bugün yalvaran, Dün “Benim kıratımda değilsin” dediğiyle bugün kapısında el ovuşturan bir yönetim anlayışıyla karşı karıyayız. Cumhurbaşkanı ve yanındakiler “Trump’ın gelmesi bize fayda sağlar mı” telaşı içindeler, bakanlar yürek yemiş gibi “İncirlik’i kapatacağız” diyorlar. Tüm üsleri kapatırsanız biz varız ama yapamayacağını şeyleri söylemeyin. İnsanları kandırmaktan vazgeçin. Bir ay önce AB’ye kafa tutan Dışişleri Bakanı şimdi  “AB’siz Türkiye olmaz” diyor. Rusya ile ilişkiler de aynı. “Başika’dan çıkılırsa, Hakkari’den çıkılmış olur” diyenler onların yeni ortağı. Şimdi de müsait bir zamanda gideriz diyorlar.

Bir tek beklentileri var, “Kürt anasını görmesin”,  Suriye’de Kürtler bir statü elde etmesin anlayışı. Sırf bu nedenle içeride Kürt siyasetçileri rehin alıyor, dışarıda da ülkeyi rehin bırakıyorlar.

Türkiye enerji politikalarında Rusya’nın rehinesi oldular.  Elinize dürbünü alıp televizyonlara poz verebilirsiniz sanki güvenlikten çok iyi anlıyormuş gibi ama yakını da göremiyorsunuz uzağı da. Ortadoğu’da burnunuzun ucunu görmedikçe, Kürtleri görmeden Ortadoğu’da nasıl büyük devlet olacaksınız? “Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt oluşumu olmasın” diye El Bab’da her gün askerleri kurban veriyorsunuz. Siz El Bab’ı yönetmek mi istiyorsunuz? Suriye’de kalabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Siz de biliyorsunuz bunun mümkün olmadığını. O askerler bunların Kürt korkusunun kurbanlarıdır. Dış politikada işte Kürtlerle diyalog kurmak yerine Kürtlerin kazanımını bir fırsat gibi okumak yerine onlar bir şey elde etmesin diye bu ülkenin çocuklarını El Bab’da ya da başka yerde kurban vermeyi göze alabiliyorlar.

Usulsüz OHAL uzatmak için sahte MGK bile dizayn ettiler. Peki, getirdikleri kararnamede ne vardı? Kendilerinin büyük açılışlar yaptıkları, Kürtlere büyük lütuf gibi sundukları kazanımların bir bir geri alınması vardı. Ağar döneminde kurulmuş kurumlara kilit vurmak vardı. Ağar’dan bile geriye düşmüş bir anlayış bu. Kapatılan derneklerden biri Roboski derneği. Roboski’nin faili hala meçhul. güçleri dernek kapatmaya yetiyor. Güçleri Roboski anıtını sökmeye yetiyor. O anıttan bile korkuyorlar. Anıtta hayatını 34 kişini isimleri var, o isimleri parçalıyorlar. Kürt Enstitüsü kapatıldı, Kürt diline tahammülü gösteriyor. 33 Düş Yolcusu Derneği kapatıldı. Ekoloji  Derneği kapatıldı. İşte KHK’lerin mirası budur. Kürtçe oyunları sergilendiği tiyatrolar, Kürtçe kreşler kapatıldı. Bu fotoğraf, OHAL’in neyi kapsadığını göstermeye yetiyor. Akademisyenler var görevden alınan, ‘suç’ları barış demek olan akademisyenler ihraç edildi.  Akademisyenleri işlerinden atarak onları ekmekle terbiye edeceğinizi sanıyorsunuz. Tıpkı gazetecilere yaptığınız gibi.

Mili Piyango ve diğer kumar oyunlarını Varlık Fonuna devrediyorlar. Yani halk bilet aldığında ya da atlar koştuğunda hangi at kazanırsa kazansın, kazanan Cengiz İnşaat olacak. “Millete bilmem ne yapayım” diyenler kazanacak. Çünkü bu “yap işlet devret” modelinin işaret ettiği başka bir şey yok.
Bu ülkeyi bu Nazi kararnameleriyle yönetmeye niyet edenler, bunu çok net yansıtıyor. Hakim ve savcıların artık 70 not alması gerekmiyor. Ne yapması gerekiyor, sadece AKP’den ya da onun yeni paralellerinden referans bulması gerekiyor.

Bir de vatandaşlıktan çıkarma düzenlemesi var. Bunlar vatandaşlığı da pazara çıkarmış durumda. Muhalifleri de, eleştiren gazeteciye de vatandaşlıktan çıkarma tehdidinde bulunuyorlar.

Bu ülkenin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, bu oldu bittiyi Meclis’ten geçirmek için savunurken hızını alamadı, parti devletini de savundu. Türkiye tarihinde bunun tek örneği Milli Şef Dönemidir. Tek parti dönemini savundu. “Bu ülkeyi yeniden Atatürk Anayasasına döndürüyoruz, buna mı karşı çıkıyorsunuz” diyor, AKPliler de alkışlıyor. 1930’ların hakkını da teslim ederek yapılan yanlışlarla yüzleşmek ve demokrasiyi bir kazanım olarak görmek yerine 100 yıl öncesine dönmeyi bir marifet gibi kamuoyunun önüne sunuyorlar.

Çok yakında ya kaosla karşılaşacak bu ülke ya da bir mutabakat hükümeti kurulacak. O zaman bu milletvekillerine yol görünecek. Tercih onların. Cemil Meriç’in güzel bir sözü var, “sağcı solcu yok, namuslu namussuz var”.  Bizim tavrımız parlamentoda da net sokakta da net olacak. Demokratik bir anayasa için “hayır” diyeceğiz, kadın temsili için hayır diyeceğiz, emeğin gasp edilmemesi için hayır diyeceğiz, bu ülkenin doğal varlıkları talan edilmesin diye hayır diyeceğiz.

Bizim “hayır”larımız, büyük bir hayra vesile olacak, ülke büyük bir şerden kurtulacak.

Önemli olan bu ülkede yaşayanların kendi kaderleriyle ilgili seyirci olmamasıdır. Ana Muhalefet lideri diyor ya Meclis TV’yi izleyin diye. “Neredeyse çekirdekleri alın, televizyon izleyin” diyecek. Hayır, insanlar seyirci olmamalı. Kurtuluş izlemede değildir. Kurtuluş yan yana gelmektedir, birlikte mücadele etmektir. Biz sizi izlemeye, çekirdek çitlemeye değil,  bedeli daha yoğun yaşayacağımız günlerde birlikte mücadeleye davet ediyoruz.”

Ankara’da her türlü eylem ve gösteri 1 ay boyunca yasaklandı

Ankara Valiliği, güvenlik gerekçesiyle, 1 ay boyunca açık alanlarda gösteri ve yürüyüşlerin yasaklandığını duyurdu. Ankara Valiliği’nden yapılan açıklama şöyle:

“Valiliğimize ulaşan istihbarı bilgilere göre, yasadışı terör örgütlerinin ilimizde eylem arayışı içinde oldukları ve bazı hazırlıklar yaptıkları tespit edilmiştir. Özellikle insanların toplu olarak bulundukları açık ve kapalı alanlarda toplantı, gösteri yürüyüşleri ve benzeri faaliyetlerde eylem yapılmak istendiği tahmin edilmektedir. Bu nedenle, can ve mal güvenliğinin sağlanması, kamu düzeninin ve esenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla Ankara il sınırları içinde; 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamında yol, meydan, cadde, sokak, park gibi umuma açık alanlarda yapılacak her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşleri ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanununun Ek 1 inci maddesi kapsamında umuma açık alanlarda düzenlenecek oyun, temsil, açıklama ve çeşitli şekillerdeki gösteriler ile basın açıklamaları ve stantlar, 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 11 inci maddesinin verdiği yetkiye istinaden 30 gün süre ile yasaklanmıştır. Yukarıda belirtilen emir ve yasaklamalara uyulmaması halinde, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde adli ve idari işlem yapılacaktır.”

Cami avlusunda tente çöktü, 1 ölü 40 yaralı

İstanbul’da Ataköy 5. Kısım Camii avlusunda tente cenaze namazı kılanların üzerine çöktü. Valilik, olayda 1 kişinin öldüğünü aktarırken 4’ü ağır 40 yaralı olduğunu söyledi.

Olay saat 13.45 sıralarında meydana geldi. Camide 2 kişinin cenaze namazı kılındı. Bir cenaze camiden çıkarıldıktan sonra yakınları ayrıldı. 2’nci cenazenin çıkarıldığı sırada avludaki üzerinde kar yığınları bulunan tenteler büyük bir gürültüyle çöktü. Cenaze yakınlarının bir kısmı kaçtı. Ancak bir kısmı tentelerin altında kaldı.

Olay yerine çok sayıda ambulans itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi. Çok sayıda kişi yerde yardım beklerken o anlar DHA kamerası tarafından görüntülendi. Sağlık ekipleri yaralılara yardım ederken AFAD, itfaiye ve sivil savunma ekipleri de çöken tentenin altında yaralı aradı. Çıkarılan yaralılar ambulanslara bindirilerek hastaneye götürüldü. Çok sayıda kişinin de olayın etkisiyle sinir krizi geçirerek yakınlarını aradığı görüldü.

Cenazeye katılan bir kişi “Biz cenazeye geldik. Bütün çadırların üstü en az 1 buçuk metre kardı. 2 metre bel vermiş vaziyetteydi. Cenaze namazına kadar bantla kimseyi almadılar. Biz de alınmasını beklemiyorduk. Daha sonra bile bile alındı cemaat. Bu facianın sorumlusu cami yönetimidir. Gereken yapılmalıdır. İstanbul’un göbeğinde bu katliama izin verildi. Bunların göçeceği belliydi” diye konuştu.

Tentenin altında kalmaktan son anda kurtulan bir kadın ise, “Geldiğimiz andan beri ‘lütfen tenteler altından geçmeyin, çökebilir’ deniliyordu. Kar hızlanmıştı. İlk cenaze namazı kılındıktan sonra bir anda tente çöktü. Kaos oldu. Herkes kendi arkadaşının yardımına koştu” dedi. “Karın temizlenmesi gerekirdi” diyen kadın, “Üstteki beyaz yerler eğikti. Üzerimize çökecek gibiydi” diye konuştu.

Çöken tentenin altında başka kalan olup olmadığı araştırılırken olay yerine gelen Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu, açıklama yaptı. Kerimoğlu, yaptığı açıklamada, “1 kişi öldü. 10’un üzerinde de yaralı var” dedi.

FIFA Yılın en iyi erkek futbolcusu Cristiano Ronaldo

FIFA Yılın En İyi Erkek Futbolcusu Ödülü’nü, Real Madrid’in Portekizli yıldızı Cristiano Ronaldo kazandı.

FIFA tarafından 2016 yılının en iyilerinin belirlendiği gala töreni, İsviçre’nin Zürih kentinde düzenlendi. France Football dergisi ile 2010’dan bu yana yürütülen ortaklığın geçen yıl sona ermesinin ardından hayata geçirilen “Yılın En İyileri Ödülleri”, FIFA tarafından ilk kez dağıtıldı.

Milli takımların teknik direktör ve kaptanları, basın mensupları arasından seçilmiş bir grup ile halkın katılımıyla yapılan oylama sonucunda Real Madrid’in Portekizli yıldızı Cristiano Ronaldo, Yılın En İyi Erkek Futbolcusu Ödülü’nün sahibi oldu.

Ronaldo, Barcelona’nın Arjantinli yıldızı Lionel Messi ve Atletico Madrid’den Fransız futbolcu Antoine Griezmann’ı geride bıraktı.

En iyi kadın futbolcu ödülünü ise Houston Dash takımında forma giyen ABD’li Carli Lloyd aldı.

Geçen sezon İngiltere Premier Lig’de Leicester City’yi şampiyonluğa taşıyan İtalyan Claudio Ranieri, Fransız Zinedine Zidane (Real Madrid) ve Portekizli Fernando Santos’un (Portekiz Milli Takımı) önünde erkek futbolunda yılın teknik direktörü seçildi.

Kadın futbolunda en iyi teknik direktör ödülüne, Almanya Milli Takımı’nın eski çalıştırıcısı Silvia Neid layık görüldü.

Yılın en iyi golüne verilen Puskas Ödülü’nü, Penang takımından Malezyalı Mohd Faiz Subri kazandı.

FIFA Fair Play Ödülü, Sudamericana Kupası’nı uçak kazasında futbolcuları ve teknik heyetini kaybeden Chapecoense’ye armağan eden Atletico Nacional takımına verildi.

FIFA Taraftar Ödülü, birlikte tezahüratta bulunan Liverpool ve Borussia Dortmund taraftarlarına gitti. FIFA Olağanüstü Kariyer Ödülü ise Brezilyalı futsal oyuncusu Falcao’ya verildi.

FIFA Yılın 11’i açıklandı

İsviçre’nin Zürih kentinde düzenlenen ödül töreninde 2016 yılı FIFA yılın on biri açıklandı.

Zürih’te düzenlenen törende Real Madrid, 5 oyuncuyla dünyada yılın on birine en fazla oyuncu sokan takım oldu. Barcelona’dan ise 4 oyuncu kadroya girebildi.
2016 FIFPro yılın ilk on birinde yer alan oyuncular şöyle:

Manuel Neuer (Bayern Mühih), Dani Alves (Juventus), Gerard Pique (Barcelona), Sergio Ramos (Real Madrid), Marcelo (Real Madrid), Luka Modric (Real Madrid), Toni Kroos (Real Madrid), Andres Iniesta (Barcelona), Lionel Messi (Barcelona), Cristiano Ronaldo (Real Madird), Luis Suarez (Barcelona)

Robin Van Persie Fenerbahçe kampından ayrıldı

Fenerbahçe ikinci yarı hazırlıklarını Belek’te sürdürürken, Hollandalı oyuncu Robin Van Persie kamptan ayrılmak zorunda kaldı.

Kulüpten alınan bilgiye göre van Persie dedesinin rahatsızlığı nedeniyle Hollanda Hava Yolları’na ait bir uçakla Amsterdam’a gitti. (ZETE, Ajanslar)

blog comments powered by Disqus